İnternet de kişisel bilgisayar da 1970’lerde doğmuş, ama birbirlerinden ayrı gelişmişlerdir. Bu durum on yıldan fazla devam etmiştir. Bunun bir nedeni, ağ kurmanın keyfini benimseyenler ile bir kişisel bilgisayara sahip olma düşüncesiyle kendinden geçenlerin kafa yapılarının farkıdır. Diger bir nedeni ise, 1970’lerin ARPANET’inin halka açık olmamasıdır. 1981’de Wisconsin Üniversitesi’nden Lawrence Landweber ARPANET’e bağlı olmayan üniversitelerden bir konsorsiyum toplamış ve TCP/IP protokolleri üzerinden CSNET adında başka bir ağ yaratmışlardır. CSNET, National Science Foundation fonlarıyla kurulan NSFNET’in öncülü olmuştur. Ama 1980’lerin başında girebilmek için genellikle bir üniversiteyle ya da araştırma merkezleriyle ilişkili olmak gerekmekte, çünkü bütün bu ağları birbirine bağlayan internete, evinde kişisel bilgisayarını kullanan sıradan bir insanın erişimi zor olmaktaymış. Dolayısıyla 1970’lerden başlayarak yaklaşık on beş yıl boyunca internetin gelişimi ve ev bilgisayarlarının yaygınlaşması birbirine paralel ilerlemiştir. Bir evdeki ya da ofisteki sıradan bir insanın online olabilmesi 1980’lerin sonlarını bulmuştur.

E-POSTA VE İLAN TAHTALARI

ARPANET 1972’de e-postayı yaratmıştır. Elektronik posta aynı zaman-paylaşımlı bilgisayarda olan araştırmacılar tarafından kullanılıyormuş. SNDMSG adında bir programla büyük bir bilgisayarın bir kullanıcısı aynı bilgisayarın başka bir kullanıcısının kişisel klasörüne bir dosya gönderebiliyormuş. 1971’in sonlarında BBN’de çalışan MIT mühendisi Ray Tomlinson, başka anabilgisayarlardaki insanlara da bu şekilde mesaj göndermenin bir yolunu bulmayı aklına koymuştur. Bunu yapmak için ARPANET üzerindeki farklı bilgisayarlar arasında dosya paylaşmaya yarayan deneysel bir dosya transfer programı olan CPYNET ile SNDMSG’yi bir araya getirmiştir. Daha sonrasında farklı bir yerdeki bir kullanıcının klasörüne bir mesaj göndermek için klavyesindeki @ işaretini kullanarak bugün kullandığımız adres sistemi olan kullanıcıadı@hostadı adres formatını yaratmıştır. Böylece Tomlinson sadece e-postayı değil, elektronik dünyanın ikonik sembolünü de yaratmıştır. E-posta sadece iki bilgisayar kullanıcısının birbirine mesaj göndermesini sağlamakla kalmamış; 1968’de Licklider ve Taylor’un öngördüğü gibi “sadece tesadüfi yakınlık değil, ilgi alanları ve amaçları ortak insanların” sanal camiaları oluşturmasına da yol açmıştır.

MODEMLER

Ev bilgisayarlarıyla evrensel ağlar arasındaki bağlantıyı sağlayan küçük cihaza modem adı verilmiştir. Bu cihaz bir telefon hattındaki analog bir sinyali modüle ve demodüle ederek dijital bilgileri gönderebiliyor ve alabiliyormuş. Böylece sıradan insanların telefon hatlarını kullanarak bilgisayarlarını başka bilgisayarlara bağlanmasını sağlıyormuş. Gelişi yavaş olmuş, çünkü neredeyse bütün Amerika’nın telefon sistemi AT&T’nin tekelindeymiş ve yine neredeyse evinizde kullandığınız ekipmanlar bile onların kontrolündeymiş. Telefon hattınıza, hatta sırf telefonunuza bile Bell’in onaylamadığı hiçbir şey takılamamaktaymış.

THE WELL

Doktor ve salgın hastalık uzmanı Brillant, Steve Jobs ile karşı kültür aydınları Ram Dass ve Wavy Gravy’nin desteğiyle dünyanın dört bir yanındaki yoksul topluluklarda körlüğü tedavi etmeye odaklanan Seva Foundation’ı kurmuştur. Seva Foundation tarafından kullanılan helikoperlerden biri Nepal’de mekanik sorunlar çıkarınca, Brillant bir bilgisayar konferans sistemi ve Jobs’ın bağışladığı Apple II’yi kullanarak online bir tamir ekibi organize etmiştir. Online tartışma gruplarının potansiyel gücünden çok etkilenmiştir. Öğretim görevlisi olarak Michigan Üniversitesi’ne gittiğinde, üniversitenin ağı üzerinde oluşturulmuş bir konferans sistemine dayanan bir şirket kurulmasına yardım etmiştir. PicoSpan olarak tanınan bu sistemde kullanıcılar farklı konularda yorumlar gönderiyor ve bunlar herkesin okuyabileceği mesajlara çevriliyormuş. Bunlardan sonra Brillant’ın birbiriyle iç içe geçmiş iki amacı olmuştur. Bunlar; PicoSpan konferans yazılımını popüler hale getirmek ve entelektüel bir online komün yaratmaktır. Bunun için San Diego’da bir konferansa gittiğinde eski dostu Stewant Brand’i öğle yemeğine davet edip, 200.000 dolar koyacağı ve bilgisayarla yazılımı sağlayacağı bir ortaklığa ikna etmiştir. Brand’ın bu konudaki fikri insanların istedikleri her şeyi tartışabilecekleri dünyanın en ilgi çekici online topluluğunu kurmak olmuştur. “ Sadece biraz sohbet edelim ve dünyanın en akıllı insanlarını toplayalım, ve bırakalım, ne hakkında konuşmak isteyeceklerine onlar karar versin” demiştir. Böylece Brand, The WELL ismini bulmuş ve bunun açılımını Whole Earth Lectronic Link olarak uydurmuştur. The WELL, o dönemde internette karşılaşılan samimi ve düşünceli topluluk modeli olmuştur.

AMERICA ONLINE

AOL(Amerika Online) olarak tanınan sistemle online olmak üç tekerlekli bisiklete binmek gidiymiş. Korkutucu değil ve kullanılması kolaymış. Case, Procter & Gamble’da öğrendiği iki şeyi uygulamış: Basit bir ürün yap ve bedava örnekler dağıt. Bütün Amerika’yı iki aylık ücretsiz hizmet sağlayan disket bombardımanına tutmuşlardır. AOL’un ilk çalışanlarından birinin kocası Elwood Edwards adında bir seslendirme sanatçısıymış ve “Hoş geldiniz!”, “Yeni postanız var!” gibi neşeli karşılama sesleri eklemiştir. Bu da sistemi daha kullanıcı dostu hale getirmiştir. Böylece Amerika, online olmuştur.

AL GORE VE BİTMEYEN EYLÜL

AOL gibi online servisler internetten bağımsız gelişmiştir. Kanunlar, düzenlemeler, gelenekler ve pratiklerden oluşan karmaşık bir sistem, ticari şirketlerin bir eğitim ve araştırma grubuna bağlı olmayan sıradan insanlara doğrudan internet erişimi sunmasını imkansız kılmıştır. Ama 1993’ün başlarında bu engel kaldırılmış ve herkes internete erişim hakkına sahip olmuştur. Böylece dijital devrimin öğeleri Bush, Licklider, ve Engelbart’ın öngördüğü şekilde birleşmiştir. Bilgisayarlar, iletişim ağları ve dijital bilgi iç içe geçmiş ve herkesin parmağının ucunda olmuştur. Tüm bunlar Eylül 1993’te AOL şirketinin daha küçük bir rakip olan Delphi’nin peşinden giderek üyelerinin internetteki ilan tahtalarına ve haber gruplarına erişimine izin vermesiyle başlamıştır. Eski internet kullanıcıları bu baskına Bitmeyen Eylül adını vermişlerdir. Bu ad, her yıl Eylül ayında yeni bir devrenin üniversiteye başlamasına ve kampüs ağlarından internete erişmesine gönderme yapıyormuş. Büyüleyici bir yenilikler çağına giden yolu açan internetin serbestleşmesi tesadüfen olmamıştır. Bu, iki partinin de uyum içinde ve özenle çalışarak Amerika’nın bilgi çağı ekonomisinin inşa edilmesine önderlik etmesini sağlayacak hükümet politikaları oluşturmalarının bir sonucudur. Bu süreçteki en etkili insanlardan biri, kendisini sadece şakalarından bilenlere şaşırtıcı gelebilecek olan Tennessee Senatörü Al Gore Jr’dir.

Yazar: Berna Öztür

Kaynak: Geleceği Keşfedenler, Walter Isaacson