Prenslerden Boğaz Köprüsü’ne İnternet Suçlarının Başlangıcı

2000’li yılların başlarında siber suçlar “saf” bir durum olarak görünüyorlardı. Faruk Eczacıbaşı aslında saf olmayan bu tehdidi 2012 yılında aldığı bir mail ile yansıtmıştır. Bu gibi mailler siber saldırılarda “oltalama” olarak ifade edilir. Saf olmayan bu mailleri 2015 yılında McAfee, yayınladığı yıllık raporda beş kısma ayırmıştır. Bunlar: eğlence amaçlı eşek şakaları, zorbalık, hacktivistler, organize suçlar ve siber savaş olarak belirlenmiştir. Eşek şakaları suç kavramı içerisinde yer alamayacak derecede ufak eğlence saldırılarıdır. Suç kavramına dahil edilmesi gereken saldırılar ise kötü niyet ifade etmelidir. Bu kötü niyet içeren saldırılar gençleri yüksek bir kesimde hedef almaktadır. Gençler, internetin karanlık yüzüyle tanıştığı zaman psikolojik yalnızlık ve intiharla biten birçok hadise yaşayabilirler. Jamie Bartlett, The Dark Net adlı kitabında bu durumu “Werther Etkisi” olarak adlandırmıştır.

2015 yılında ABD’de orta öğretimdeki gençlerin %16’sı siber zorbalığın baskısı altında kaldı. Bu siber zorbalıklar çoğu zaman da “dokslamak” ile de ortaya çıkabiliyor. Kişinin kişisel zafiyeti olan veya kabul edilemeyecek eğilimi olanlar toplum önünde teşhir ediliyor. Kişi bunların sonucunda intihar sonucuna dahi varabiliyor. Bir başka örnek verecek olursak; William Dinkel adında bir birey Nadia’yla yazışmalarının sonucunda Nadia’yı intihara sürüklediği tespit edilmiştir.  Bunun bir diğer örneği de hepimizin bildiği Mavi Balina örneğidir. 2016’nın Ocak ve Kasım ayları arasında 130’dan fazla çocuk bu oyun sebebiyle intihar etmiştir. Oyunun yapımcısı Philipp Budeikin tutuklanmasına rağmen oyun halen işlevini sürdürmektedir. Siber saldırılar birçok yönden devam etmektedir. 2020’de dünya nüfusunun yarısı mobil cihazlardan internete bağlanacağı için ağın içindeki noktaların çoğalmasından dolayı siber suçların yayılması büyük bir ihtimal olarak gözüküyor.

Bilgisayar Korsanlığı

Bilgisayar korsanlığını temsil eden bireylerin yaşının düştüğü gözlemlenebilir. 2013 yılında ABD’de olan Target mağazasını hackleyen kişi 17 yaşındadır. Pentagon’un kendi güvenliğini delmek için hazırladığı yarışmayı kazanan kişi 18 yaşından büyük değildi. Bir başka şaşırtıcı bilgi de Dark Web’le alakalıdır. Ross William Ulbricht, Dark Web’de var olan Silk Road adlı sanal pazaryerini kuran kişidir. Bu pazara ancak “TOR” adlı browserla giriş yapabiliyorsunuz. Burada kanun dışı her türlü ticareti yapabiliyor ve kiralık katil dahi tutabiliyorsunuz. Tor size kesin bir anonimlik sağladığı için çoğu kullanıcı yakalanmadan bu yöntemi kullanmaktadır. Bazı durumlarda sizi koruyacağını zannettiğiniz Innovative Marketing gibi siber savunma şirketleri dahi suç ve fidye yazılımları yüklediği için 180 milyon dolarla kayıplara karışabilir.

WannaCry’ın geçtiğimiz Mayıs ayındaki saldırısı, 150 ülkede Windows yazılımını iki ay önce güncelleyen kişileri hedef almıştı. 2013 yılında 140 milyon kişinin banka bilgileri saldırıya uğradı. Kendine Direwolf adını veren örgüt, malware adlı kötücül yazılım ile banka yöneticisini kandırıp yedi haneli bir transferi kendine aktarmıştır. Mayıs 2016’da Bangladeş Merkez Bankasına yapılan saldırıdan sonra 81 milyon dolar çalındı. Bunu yapan korsanlar ise Kuzey Kore’den saldırıyı yönetmiştir. Bu tür gibi saldırlar Türkiye’de de üç bankaya karşı olmuştur. Şirketlere yapılan korsan saldırıların yıllık ortalaması yüzde 27,4’e dayanmıştır. Bu gibi olaylar her yıl, her ay, hatta her hafta düzenlenmektedir. Her saldırıda da bilgisayar korsanlığı güçlenerek artmaktadır.

Sadece şirketlere yapılan siber saldırlar yoktur. Siber saldırıların birçoğu altyapı sistemleri, sağlık sektörü ve enerji kaynaklarına da yapılmaktadır. Daha önce ABD’deki nükleer santrallere birçok siber saldırı yaşanmıştır. Bu noktada korkulması gereken durum ise bu saldırıların hepsinin deneme amaçlı olmasıydı. Saldırlar nesnelerin interneti devreye girdiğinde daha da kuvvetleneceği tahmin ediliyor. Temmuz 2017’de akvaryumun ısı sisteminden kumarhaneye sızan hackerler, ana sistemi ele geçirmişlerdi. Teorik bir korku olan sağlık kontrol cihazlarının dışarıdan kontrol edilmesi artık gerçekleşebilme işlevi yakalamıştır. 2013’te eski ABD başkan yardımcısı Dick Cheney’in kalp pilinin kablosuz bağlantısı güvenlik sebepleri nedeniyle kapatılmıştır. Bilinmesi gerekir ki uzak mesafeli olarak gerçekleşen saldırıların çoğu sağlık alanında yapılıyor.

Güvenlik Çözümleri

Hukuk dünyasının teknolojiyle el ele verip gelişmesi ve yenilenmesi gerekmektedir. Zeynep Tüfekçi’nin önerisine göre korsanlık vakalarından gerçekleşen zararların tazminatlarını yazılım şirketleri karşılamalıdır. Bu şekilde daha geniş kapsamlı ve güvenli yazılım çalışmaları ortaya çıkabilir. Siber saldırılar çoğu durumda basit parolalar üzerinde galip geliyorlar. Kullanıcıya ait önemli günlerin bilgileri ve “123456” gibi rakamların yer aldığı parolalar güvenli değildir; güncellenmelidir. Siber saldırıların evimizin içindeki elektronik eşyaları da hedef aldığı durumlar olabilir. Bu sebepten dolayı evimizde kullanmadığımız ve ağlara bağlı olan eşyaları kapatmak önleyici bir harekettir.

Siber Savaşlar ve Devletler

Siber savaş kavramı 2000’li yılların başından itibaren ciddi bir gündem oluşturmuştur. Bunun en ilginç hikayelerinden birisi de 2010 yılında İran’ın Natanz Uranyum Zenginleştirme Merkezi’nde gerçekleşen olaydır. Struxnet adlı virüs bütün üretim çalışmalarını durdurmuş ve sekteye uğratmıştı. Tüm bu olaylar yaşanırken de SCADA sistemleri, makinelerin normal çalıştığı hakkında bilgiler veriyordu. Yapılan araştırmaların ardından Struxnet virüsü bir kullanıcı bilgisayarından yolunu bulup bütün sisteme dağılmıştı. Saldırının bir İsrail-ABD ortak saldırısı olduğu tahmin edilmişti.

Görüleceği üzere siber savaşların etkisi tahmin edilemeyecek kadar büyüktür. Kimyasal, denizaltı ve hava muharebelerinin tanımlarını yapabildiğimiz halde halen siber savaşların sınırlarını tam olarak çizemedik.

Savaş dışı yaşanmış bir diğer olay ise siyaset arenasında gerçekleşmiştir. ABD’nin 2016’daki başkanlık seçimi sürecinde Demokrat Parti’nin kampanya çalışmaları daha önceden, Rusya’nın Dukes adındaki korsan grubu tarafından çalındığı iddia edilmişti. Fakat bu hacker grubunun arkasında Rus hükümetinin bulunduğu şimdiye kadar kanıtlanamamıştır.

Biyoteknolojinin Karanlık Tarafları

Yakın zamanda insanların genlerine bağlı zayıf ve kuvvetli yanlarının genetik kodları çözülmeye başladıkça, bu durum üzerine geliştirme çabaları olacaktır. Bu servislerin ücretli olması tahmini edilen bir durumdur. İnsanların genetikleri üzerinde oynanması bazı sosyal statü değerlerini yıkıp, yeni sosyal statü değerleri yaratacaktır. Irkçılık gibi ideolojik ve saplantı kökenli görüşler-ideolojiler, yerini “gencilik” adlı yapıya bırakabilir. Bunun sonucunda birçok etik sorunlarla karşı karşıya kalabiliriz. Etik sorunların dışında bir sorunla daha karşı karşıya kalabilme ihtimalimiz yüksektir. O da kötü niyetli Frankesteinlar yaratabilme ihtimali…

Kısa bir gelecekte nükleer üretiminin yerini biyolojik silah üretimine bırakabiliriz. Biyolojik silahların ilk örneğini 2001’de ABD de bir mail ile gönderilen “Anthrax” adlı virüste görmüştük. O zamandan beri teknoloji ve biyolojik gelişim giderek arttı. Bilişim Suçları adlı kitabın yazarı Marc Goodman, Wired dergisindeki makalesinde de gen sayım teknolojilerindeki gelişmelerde de korsan saldırıların yoğunlaşacağını bahsetti. 2015 yılının sonunda Amerika, Çin ve İngiltere’den bilim insanları bu konuyu etik değerler çerçevesinde değerlendirdi. Sonuçlar olumlu çıksa da etik kanunlar dünya vatandaşlarını ne kadar güvenli kılabilecek?

Sosyal Medya

Sosyal medyanın gelişmesi bize çoklu iletişim, nefret ve gerçek sonrası toplum gibi terimleri yeniden kazandırdı. Sosyal Medya’nın özünü inceleyecek olursak, ilk karşılaşacağımız somut kanıt Facebook olacaktır. 2006 yılından sonra herkesin erişimine açılan Facebook, bahsettiğimiz tüm sosyal terimleri enkazdan çıkartıp, önümüze sundu. Şu an iki milyar nüfusu bulunan Facebook, dünyanın en kalabalık ülkesinden kalabalıktır. Facebook’un ardından yeni bir gelişim olan Twitter yaşamımıza dahil oldu. Birçok felaket ve toplum hareketlerini bu platformdan takip ettik. Barrack Obama seçim çalışmalarını bu mecralar üzerinden yönetti ve ABD başkanı oldu. Gezi olayları, İran İsyanı, Arap Baharı, Mısır Devrimi gibi birçok toplumsal protesto kitleleri bu platformlardan organize oldu.

Sosyal medya aynı zamanda reklam sektörünü de değiştirdi. Birçok reklam ajansı klasik ve basılı metinleri bir kenara koymak zoruna kaldı. Reklam dünyası inovatif modellere uymak zorunda kaldı.2017 yılında Facebook ve Google’ın reklam oranı yüzde 80’i buldu. Reklamın sosyal medya da güçlenmesi sonrası sosyal medya, birçok kötü niyetli gücün de para sayesinde mesajını yansıtabileceği mecra haline geldi.

Bireylerin politik düşünceleri ve devletlerin politik gizlikleri, sosyal medya sayesinde açığa çıkabildiği bir dünyada yaşıyoruz. Wikileaks ve benzeri organizasyonlar, devletlerin sırlarını açıklarken, politik düşünce sahibi bireyler hainler için ölüm, linç ve nefret söylemlerini rahatlıkla belirtebiliyor. Bu durum için Almanya, 2017’de örnek bir karar aldı. Nefret söylemleri içerisinde bulunan siteler 24 saat içinde içeriklerini kaldırmazsa elli milyon avroya varan cezalar ödeyeceklerdi. Bazı ülkelerde bu nefret söylemlerini arttırmaları ve vatandaşları kendi politik düşüncelerine göre ikna etmek için troller yarattı.

“Gerçek Sonrası” Toplumlar

2016 yılında doğan bu terim, nefret ve adalet söylemlerinin toplumda daha fazla yerleşmesine neden olmaktadır. Özellikle sağ popülizmin yükselttiği bu terim etkisini arttırarak devam etmektedir. İnternet üzerinde görebileceğimiz birçok teyitsiz ve yalan haber bahsettiğimiz terimin bir numaralı kanıtıdır. Bu duruma örnek verecek olursak, ABD’de 306 yalan haberin internet üzerinde izleri sürüldüğünde, 1,3 milyon bağlantıyla 23 bin web sitesine ulaşılıyor. Ayrıca Amerika’nın 2016 seçimlerinde gerçekleşen manipülasyonun gücünün ana kahramanı olarak Cambridge Analytica’yı örnek gösterebiliriz. CA, yaptığı analizleri on, yetmiş ve 250 olarak üç kısma ayırmıştır. Bu beğeni sayılarınızla sizin ana politik düşüncenizi ortaya çıkarabiliyorlar. 250 beğeni rakamı ise sizi aileniz kadar tanıdığını ifade eder. Bu tür zehirli içerik çalışmalarına ve haberlere karşı bazı önlemler türetilmiş durumda. Ayrıca bu örneklerin bazıları Türkiye’de de mevcuttur. Özellikle “Doğruluk Payı” ve “Teyit.org” gibi siteler önemli bir değere sahipler.

Şu an dünyada gelişen nefret söylemleri ve göçmen karşıtı ırkçılık ifadeleri artmaya devam etmektedir. Bunları birçoğu sosyal mecrada yansıtılırken, popülist liderler de bu söylemleri meydanlarda kullanmaktadır. Seçmenlerinin isteklerine karşılık vermek isteyen liderler, göçmenlik sorunun ve göçmen karşıtlığını yükselttiler. Bu nefret söylemlerinin liderlerden sonra gelecekte nerelere taşınacağı ve nasıl artacağı tahmin edilemez dereceye gelmiştir. Teknolojinin, algoritmaların ve yapay zekanın gelişmesiyle birlikte toplumlar, yönetimler ve bireyler büyük asimetrik tehlikelerle karşı karşıya kalacaklar. Bunun için liderlerin sadece kendi sınırları içinde değil, küresel ağda olanlardan da sorumlu olması gerekiyor. Bu sayede İkinci Dünya Savaşı’ndan büyük bir felaketi önleyebilmiş oluruz.

Kaynak: Daha Yeni Başlıyor

Yazar: Ali Ünal