“Daha Yeni Başlıyor: Geleceğin Dünyasında Esneklik, Yakınsama, Ağ Yapısı ve Karanlık Taraf” 2018 yılında Faruk Eczacıbaşı tarafından yazılmıştır. Farklı Bir Göz, Esneklik, Yakınsama, Ağ Yapısı Karanlık Taraf ve Küreselliğin Kontrol Mekanizmalara ve Sonuç: Daha Yeni Başlıyor diye altı farklı bölümden oluşur. Yazar kitapta kişisel deneyimleriyle teknolojik gelişmelerin faydaları ve zararlarını sosyolojik açıdan ele almıştır. Beşinci bölüm olan “Karanlık Taraf ve Küreselliğin Kontrol Mekanizmaları” da teknolojinin getirdiği bazı sorunlardan bahsetmiştir. Yazar siber suçların gittikçe daha da arttığını ve daha da kötüye gittiğini düşünmektedir. Bilgisayar güvenlik şirketi McAffe’ye göre siber suçlar eğlence amaçlı, zorbalık, hacktivistler, organize suçlar ve siber savaş diye beşe ayrılıyormuş. Eğlence amaçlı olanlar amatörce ve çoğu kişi tarafından komik algılanabiliyormuş. Ancak bir boy büyüğü zorbalığa dönüşüyormuş. Yazarın teknolojinin bu karanlık tarafıyla ilk tanışması arkadaşının başına gelen olay ile oluyor. Arkadaşının kızı üye olduğu satanizm konulu internet siteleri yüzünden içine kapanmış ve daha sonra intihar etmiştir. İnternet dünyası “dokslamak” (doxing) kelimesini sözlüğe katmış. Anlamı kısaca toplumda az görülen bir yönü olan kimsenin açığını yakalamak için gösterilen çabadır. Bu çabayla insanların zayıflıkları toplum önünde teşhir ediliyor ve bu yüzden toplum tarafından dışlanabiliyor. Hatta intihara bile neden olabiliyormuş. Yazar internetin en büyük yararlarından birisi ortak ilgi alanlarının birleşmesi olduğunu söylüyor. Ancak her ilgi alanının yararlı olmadığını da savunuyor çünkü bazıları kötü olaylara neden olabiliyor. Yazar Jamie Bartlett’in kitabında intihar sitelerinde birbirleriyle tanışan iki kızın yazışmaları anlatılmıştır. Bu yazışmalarda iki kız aynı zamanda intihar etmek için anlaşmışlardır. Kızlardan biri öldükten sonra yapılan araştırma sonucunda diğer kızın bir aile babası ve ikna yeteneği olan bir adam olduğu ortaya çıkmıştır. Yazar gençlerin psikolojileriyle oynanmasının çok kolaylaştığına düşünmektedir. Bunu örnek olarak ise “mavi balina” diye adlandırılan oyunu göstermiştir. Bu oyunda oynayan kişilere şiddet içerikli görevler verilip bu görevlerin yerine getirilmesi istenmektedir. Son görev olarak ise intihar etmeleri istenmektedir. İntihar edenlerin sayısı artınca oyunun yaratıcısı tutuklanmış ancak oyun işleyişini sürdürmeye devam ediyormuş. Yazar bu gibi suçların internet suçlarının alt basamağa olarak nitelendiriyor çünkü internet olmadan da bu gibi suçlar işlenebilirmiş. Ağ büyüdükçe internet suçları daha da çeşitleniyor ve artıyormuş. Bu yüzden yazar gelecekte yaşanacak suçların bugünkünden daha gelişmiş olacağını düşünüyor. Hackerlar ise kendi içlerinde siyah, beyaz ve gri şapkalı olarak üçe ayrılıyormuş. Beyaz şapkalı hackerlar şirketler ve kamular için güvenlik zafiyetlerini bulmak amacıyla çalışıyorlarmış. Siyah şapkalı hackerlar bilgisayarlara girip bilgileri çalıp zarar verebiliyorlarmış. Gri şapkalılar ise bilgileri çalıp kamuoyuna sızdırıyorlarmış. Bir beyaz şapkalı hacker kamuya açık bir alanda wi-fi’ye bağlanıp bir cihaz sayesinde diğer wi-fi’a bağlanan her kişinin kimliklerine, adreslerine ve kişisel bilgilerine erişebiliyormuş bunu wi-fi’ların güvensiz olduğunu kanıtlamak için yapıyormuş. Bilgisayar korsanlığı hukuk ve etik kuralları tanımadan gelişmeye devam ediyormuş. Yahoo bazı üyelerinin kimlik bilgilerinin, internet adreslerinin, telefon numaralarının ve banka şifrelerinin çalındığını iki yıl sonra açıklanmış. Şirketler ve devletler itibarlarının zedeleceğini düşündükleri için bu gibi durumları kamuoyuna açıklamaktan çekiniyorlarmış. Çalınan bilgiler yer altındaki pazarlarda belirlenmiş fiyatlara satılıyormuş. Karanlık ağ buzdağının görünmeyen tarafıymış. Örneğin, Silk Road adlı sanal pazar yerinde her türlü kanundışı ticaret yapılıyormuş. Amerikan dışişleri bakanlığı kullanan kişilerin kimliklerinin ortaya çıkmamasını sağlayan bir yazılım tasarlamıştır. Ancak daha sonra bu yazılımın kontrolünü yitirmişler ve yazılım şu an yasak ürünlere müşteri bulunabilen bir siteye dönüşmüş. Bu sitede silah ticareti, uyuşturucu ticareti ve suikast hizmete gibi yasadışı işler yapılabiliyormuş. “IBM Şirketinin yöneticilerinden Caleb Barlow’un verilerine göre 2016 yılında iki milyar veri çalınmış, bunun yüzde sekseni suç örgütleri tarafından gerçekleştirilmiştir” (Eczacıbaşı, 2018, s.169). İnternet suçlarının en zor tarafı bilgisayar sistemlerine girilip girilmediğini ve bilgilerinin ne kadaranın çalındığının zor belirlenmesiymiş. Virüsler sisteme girip uzun bir araştırmadan sonra sisteme yerleşip tüm bilgileri çalıyorlarmış ve daha sonra saldırıya geçiyorlarmış. Bu yüzden şirketin yapabileceği bir şey kalmıyormuş. Yazılım şirketleri çoğunlukla sistemlerinde buldukları hatayı düzeltmek için güncellemeleri kullanıyorlarmış. Ancak bu güncellemeler çoğu kullanıcılar tarafından hafife alınıyormuş. WannaCry fidye saldırısı iki boyunca Windows yazılımını güncellemeyen kullanıcılar hedef alınmış. Tesadüfen fidye yazılımda yakalanan açığın kapatılmasıyla sorun giderilmiş. WannaCry ABD’de bir siber silah olarak oluşturulmuş ve Amerikan Ulusal Güvenlik Ajansı’ndan sızdırılmış. Elektrik, enerji, su dağıtım merkezleri ve havalimanları korsanlar için çok cazip yerlermiş. Bu sistemler çok yüksek bütçe istediği için yenilenmiyormuş ancak korsanların saldırı denemeleri oluyormuş. Nesnelerin interneti ile bu gibi saldırılar artacakmış. Örneğin Amerika’da kumarhaneye yapılan bir saldırıda akvaryuma bağlı bilgisayardan korsanlar ana sistemi ele geçirmişler. Sağlık cihazlarının kötü niyetliler tarafında kontrol edilmesi olasılık olmaktan çıkmış. Kalp hastalarının pilleri başkaları tarafından kontrol edilebilirmiş. Çünkü uzak mesafeli olarak gerçekleştirilen en büyük saldırılar sağlık alanında oluyormuş. Hukuktaki gelişmeler teknolojideki gelişmeler kadar hızlı olmadığı için internetteki suç dünyası gelişiyormuş. Zeynep Tüfekçi’ye göre yazılımlardaki hatalardan dolayı oluşan zararların tazminatının yazılım şirketlerine yüklenmesi kalite kontrol sistemine daha fazla önem verilmesine neden olacakmış. Kullanıcılar genellikle kimsenin onlarla ilgilenmeyeceğini düşünmesi yüzünden parolalarını yenilemiyor ve bu yüzden de bilgisayar korsanlarının açık hedefi haline geliyorlarmış. Gençlerin dışa dönük yaşam tarzları siber suçlara olanak sağlıyormuş. Sosyal medya aracılığıyla gençlerin GPS koordinatlarını bulan kişiler bu bilgileri kötüye kullanabiliyorlarmış. Siber savunma ve siber saldırı askeri stratejilerin önemli bir unsuru haline gelmiş. Örneğin, İran’ın nükleer tehsislerinin gelişmesini komşu ülkeler ve batı dünyası istemiyormuş. İran nükleer silahları geliştirirken sistemdeki bir virüsü yüzünden silahların içeriğini değiştirdiği için silahlarda başarısızlıklar olmuş. Hükümetler ve devletler artık başka ülkelere casuslar göndermek yerine onlara siber saldırı yapıyormuş. Bunlar gibi teknolojik gelişmelerin maliyeti düştükçe kötü niyetli insanların ellerine büyük fırsatlar geçebilecekmiş. Yapay zekalar Stephen Hawking, Bill Gates ve Elon Musk tarafından geleceğin en büyük tehlikesi olarak tanımlanmıştır. Örneğin, Facebook’un yapay zekâ robotları, uzmanlar fark etmeden kendi aralarında bir makine dili oluşturup birbirleriyle iletişim kurmaya başlamışlar ve bu yüzden de Facebook robotların fişlerini çekmiştir. Facebook ve Twitter gibi sosyal medya siteleri kamuoyuna ulaşıp sesini duyurmaya olanak sağlıyormuş. Ancak herhangi bir filtreleme mekanizması olmadan insanlar her bilgiye ulaşabiliyorlarmış. Bu yüzden insanlar tehlikeli ve yanlış bilgilerle karşılaşa biliyorlarmış.

Kaynak: Daha Yeni Başlıyor

Yazar: Hülya Aydemir