Olgunluk Dönemimin Başlangıcı ve İnternetle Tanışmam

Faruk Eczacıbaşı, 1980 yılında eğitimini tamamlamış ve çalışma hayatına İstanbul’da, Eczacıbaşı’nda işe başlamıştır.Çalışma hayatına bir üniversite mezunu olarak sıfırdan başlamış ve ardından deneyim kazanma, organizasyonlar, göreveler…1988 yılında eşi Füsun’la evlenmiş, 1991 yılında büyük oğlu Sinan, 1995 yılında ise diğer oğlu Murat doğmuştur. Bu arada 1993 yılında babası Nejat Eczacıbaşı’nı kaybetmiş ve Faruk Eczacıbaşı’na göre kendi için olgunluk dönemi başlamıştır.Nejat Eczacıbaşı ise işadamlığının yanı sıra, girişkeb kişiliğiyle kültür, sanat ve spor alanlarında Türkiye’de önemli kavramların yerleşmesine öncülük etmiştir ve en önemlisi Cumhuriyet döneminin endüstrileşme hamlesinin ilk ve en önemli temsilcilerinden biri olmuştur.Faruk Eczacıbaşı’nın internetle tanışması babasının ölümüyle aynı zamana denk gelmiş ve Eczacıbaşı Topluluğu’na bilişim hizmetleri veren Eczacıbaşı Bilgi İletişim şirketinin (EBİ) yöneticiliğini üstlenmiştir.Topluluk içinde kişisel bilgisayarların yer almaya başlamasıyla bazı karışıklıklar ortaya çıkmaya başlamış ve Faruk Eczacıbaşı’da bilgisayar hizmetlerinin düzene sokulması konusunda gerekli görevi üstlenmiştir.Ayrıca birkaç zamandır bilgisayalarda telefon bağlantılarıyla ilişkiye girmeye başlamış, yeni bir akıllı ağ sistemi gündeme gelmiş ve EBİ’deki arkadaşlarını bu teknolojiyi araştırmaya itmiştir.

Türkiye Bilişim Vakfı Kuruluyor

  İnternet kavramı yurtdışında hızla yayılmaya başlamasına rağmen, Türkiye’de bu durum oldukça az kalmıştır.1995’in başlarında bu konuyla ilgilenen, bilgisayar sektörünün eskilerinden olan birkaç arkadaşıyla, dünyada başlayan kişisel bilgisayar ve internetle yaşadığı değişimi Türkiye’nin gündemine sokmaya karar vermişler ve Mayıs 1995’te Türkiye Bilişim Vakfı’nı kurmuşlardır.Vakfın kurucuları genelde mühendis kimlikli, donanımcı veya yazılımcı geçmişi olan insanlardan oluşmaktaydı ve amaçları seslerini duyurmanın bir yolunu bulmaktı.TBV kurulur kurulmaz, bir bilişim sektörü olarak topluma yerlemiş fakat kurumun amacı tam tersi olmuştur.Ayrıca ülke çapında büyük ilgi görmüş ve internetin, teknolojik gelişmelere hız kazandırmasıyla ortaya çıkan rekabet ortamlarıyla mücadele edebilmek için gelecekte her türlü hazırlığı yapmış olmalıydık.Fakar bilgi ve iletişim alanındaki gelişmeler takip edilmemiş, hatta insanlar bunlardan korkmuştur.İnternet Türkiye’deki emekleme döneminde kısa bir süre sonra kapsama alanı artmış ve 2000’li yıllarda kullanıcı sayısı 300 milyonu geçmiştir.Bugün artık insanlığın çoğu hiçbir farklılık gözetmeksizin internete erişebilmektedir.

İnternetin Yeni Dünyası

  Faruk Eczacıbaşı, internetin çocukluk dönemini çok yakından görmüş ve yaşamıştır.Bu kitaptaki amacı ise yirmi küsur yıllık TBV deneyiminden yola çıkarak, bu gerçekten ‘’deli kanlı’’ gencin geleceği ve yapabilecekleri hakkından fikirlerini paylaşmak olmuştur.İnsanlar tarih boyunca birbirleriyle değişik haber araçlarıyla iletişim içinde olmuştur fakat internet bazı farklılıklara neden olmuştur.Andrew McAfee ve Erik Brynjolfsson internetin ekonomik farklılığını üç ana başlık altında toplamıştır: Birincisi, bilgi akışı neredeyse tamamen bedava.İkincisi, bu bilgi akışı mekan sınır tanımadan, saniyeler içinde gerçekleşiyor.Üçüncüsü, herhangi bir bilgi, görüntü, ses, müzik ya da haber sanallaştığı anda sınırsız sayıda bire bir kopyası alınabiliyor.Faruk Eczacıbaşı’na göre ‘’internet devrimi’’nden bahsedebiliriz.1980’li yıllarda yazılım teknolojileri gelişmiş, kişisel bilgisayarlar yayılmaya başlamış ve internetin gündeme gelmeye başlamış bunlarla beraber bütün disiplinlerde alışılmışın dışında bir hareketlenme başlamıştır.

Endüstri Çağından İnternet Çağına

   İnternetle birlikte, endüstriler, haberleşme ve lojistik sistemleri, politik coğrafyalar, eğitim yapıları, şehirleşme gibi aklımıza gelebilecek her türlü süreç ve kurum yeni bir olguyla tanışmıştır.İnternet öncesi dünyayla sonrası arasında bireysel, kurumsal ve toplumsal tüm katmanlarda farklılıklar oluşmuştur ve Yakınçağ veya Endüstri Çağı diye tanımladığımız dönem internetle birlikte sona ermiştir.Temel alışkanlıkları tersyüz ederek bu kadar çabuk yerleşiklik kazanan bir olgu, bazı sorunlarında beraberinde getirmiş ve hem yakın çevremizde hem de dünyada bazı krizler ortaya çıkmaya başlamıştır.Gelişmeler çok hızlı olduğu için, gerekli davranış değişimleri henüz yeterince gerçekleşmemiştir.Genel toplumsal krizlerin en temel nedenleri, özellikle demokratik ortamlarda daha yeni secenekler sunulmaması olmuştur.20. yüzyılın başlarında ‘’elekrik’’in toplum hayatına girmesi kuşkusuz çok önemli bir devrim yaratmıştır ve 1900’de düzenlenen Paris Expo fuarı, elektriğin tanıtılması açısından bir şahlanış olarak kabul edilmiştir.En önemli değişiklik ise fabrikaların üretim sisteminde ve verimlilikte yaşanmıştır.Elektrikle gelen değişim çok büyük olsa da internetin yakında çok küçük kalmıştır ve sanallaşma her türlü alana nufüz etmiş ve rekabet ortamında gelişmelere ayak uyduramayan yapılar genellikle devreden çıkmış, yerine yenileri gelmiştir.

Davranışları Değiştirmek

  Sürekli hızlanan değişimle başa çıkabilmek ancak davranışları değiştirmek ve uyum sağlamaya başlamakla mümkün olabilmektedir.Faruk Eczacıbaşı’na göre bugünün kuşakları eskisine göre çok daha büyük bir bilinmezlikle karşı karşıyadır ve bilinmezliğin getirdiği bu güvensizlik içgüdüsel olarak genel huzursuzluğun temel nedenlerinden biridir.Çözüm ise eskiyi bırakıp yeni bir bakış açısı geliştirmek ve geleceği yeni bir bakış açısından değerlendirmekten geçmektedir.Gerekli olan en önemli davranış değişimi, gelişmelerin ve getirdiği kırılımların sürekli olduğunu anlamak ve beklemek, bizzat bu kırılımların alışkın olmadığımız bir biçimde gittikçe artan bir hızla değişmesine hazırlıklı olmaktır.Ayrıca varolan rekabet dünyasında ayakta kalabilmek farklılık yaratmaktan geçmektedir ve üssel artışla hizmet veren yeni dönem şirketleri arttıkça, rekabet de pazarı yenilenmeye ve farklılışmaya zorlamaktadır.

Küresel Patlamaya Hazırlanma

  Dil farklılıklarını bir kenara bırakacak olursak her sanal ürün yeryüzünün her köşesinde kullanılabilir duruma gelmiştir ve rasyonel iyimserlerin öncülerinden Matt Ridley’ye göre inovasyon, fikirlerin birbirleriyle çiftleşmesiyle ortaya çıkmıştır.Fikir fikri doğuruyor, fikir ürüne dönüşüyor, ürün yeni bir fikre ilham kaynağı oluyor ve herhangi bir mekan sınırı tanımıyor.Faruk Eczacıbaşı’na göre dünyamız şimdiye kadar görülmemiş bir patlama yaşıyor ve her yıl teknolojinin ürettiği yeni kelimeler hayatımıza giriyor.Yapay zeka ve robotlaşma yaygınlaştıkça patlamanın boyutlarıda büyüyecektir.Özellikle Çin bu değişimin farkında ve stratejilerini buna göre uygulamaya başlamıştır.Zaman ve mekan sınırı tanımayan bu değişime gençler nasıl hazırlanmalı? Fakat Faruk Eczacıbaşı, kendi kuşağı için bu cevabı vermenin çok zor olduğunu düşünüyor ve her gencin bu sorunun cevabını kendi daarcığındaki bilgi, deneyim ve yetkinliklerle vermelidir diye düşünmektedir.

Esneklik

  Eğitim ve öğretim artık okulda geçen zamanla sınırlı kalmamış, öğrenmek yaşam boyu zorunlu hale gelmiştir.Gençler önkoşul olarak kendilerini iyi tanımalı; kendi gücünü, kabiliyetini ve yetkinliklerini doğru tanımlayanın kendine güveni artar.Özellikle kendi özelliklerini bilen bir gencin kendine yatırım yapması ve kendini şekillendirmesi çok daha kolaydır.Her dönemin kuralları ve kurumları kendi paradigmasına göre oluşmaktadır ve biraz dikkatli bakıldığında günümüzdeki ekonomik ve sosyal kuralların neredeyse tümünün endüstri döneminde koyulduğunu görmüş oluruz.Beş-altı kuşak aynı kurallarla yaşayınca, bunların atalardan kalma olduğunu ve değişmeyeceğini düşünürüz.Oysa Faruk Eczacıbaşı, o dönemde yıkılmaz sandığımız kuralların içinde artık koca koca gediklerin oluştuğunu düşünmektedir.Özelikle kendi alışkanlıklarını tehdit altında gören kıdemli kuşaklarlar, ne istediğini ve nereye gideceğini belirlemeyen genç kuşaklar arasında gelirim olduğunu görüyoruz.

Yakınsama

  Kanıksanmış endüstriler de değişimden payını almaya başlamış ve on yıl öncesine kadar otomotiv sektörüyle ilgisi olmayan Google, araba üreticilerinin korkulu rüyası olmuştur.Bunun gibi bir sürü benzer örnek vardır.2015 yılındaki Dünya Ekonomik Forumu toplantısında ‘’Dördüncü Endüstri Devrimi’’ kavramı oldukça popüler olmuş ve ‘’Dördüncü Endüstri Devrimi’’ farklılaşmayı yalnız üretim tesisi boyutunda değil genelikle üretim şekli açısından değerlendirmiştir.Eski ve yeniyi yönetemeyen şirketlerin batmasına ve yerlerine yenilerinin gelmesine oldukça alışığız fakat gelişmeler bunun çok ötesine geçmiştir.2008 yılında son yüzyılın en büyük ekonomik krizi yaşanmış ve gelir dağılımı giderek daha fazla bozulmuştur.Birleşmiş Milletler gibi ülkeler üstü kurumlar günün sıcak sorunlarını çözmekten o kadar aciz kalmış ki, 2016 yılı zorunlu göçmenlerin en büyük sorunları yaşadığı ve politik sorunlar ürettiği dönem olmuştur.Ve ilk defa bir ülke ( İngiltere) AB’den ayrılma kararı almıştır.Endüstri dönemi kurumlarında açılan gediklerin kapanması için inovasyonun özel şirketlerin dışına, toplumun diğer kurumlara kayması gerekmektedir.

Ağ Yapısı

  Bugün tüm dünyayı kapsayan iletişim ağının içinde kimse, değer yaratmak için kendi kendine değerli değildir.Faruk Eczacıbaşı’na göre bir insan bilgi ve ilişki ağı ne kadar geniş, çeşitli be yoğun olursa başarı şansı o kadar yüksek.İnternet ve artık kapsadığı içerik dünyanın etrafında bir katman oluşturmuştur ve ‘’Network’’ veya ağ yapıları bir bilim dalı olarak internetten sonra üssel bir şekilde büyümüştür.Fakat insanların bilgiye ve diğer insanlara nasıl ulaşabileceklerini öğrenmeleri de ayrı bir eğitim sürecini beraberinde getirmiştir.Bugün dünya geri dönülemeyecek şekilde iç içe geçmiş duruma gelmiştir ve birbirine giderek daha çok bağlanan coğraflayalar arasında artan bilgi trafiği; mal, hizmet, finans ve insan trafiğinide üssel bir biçimde arttırmıştır.Bu beş unsurun içerisinde en sıkıntılısı insan trafiği olmuştur ve farklı din, renk ve ırk ile karşılaşmak köy, kasaba ve küçük şehirlerde yaşayan insanlar için kolay olmamıştır.Fakat trafik arttıkça küreselleşmede artmış, küreselleşme bu beş unsurun bir arada olmasını gerektirmiştir.

Karanlık Taraf

  Faruk Eczacıbaşı’na göre birtakım saldırganların sosyal medya kanalıyla başka ülkelerin seçim kampanyalarına karışması ve bunları yönlendirmasi, toplumların birbirleriyle anlaşmayı reddettiği anlamına gelmemelidir.Ekonomik açıklar, büyük bir hızla toplumsal sorunlara yol açmış ve demokrasilerin yara almasına sebep olmuştur.Kişisel radarlarımız olumsuz haberlere her zaman daha açık olmuş ve daha yarım yıl önce birçok hastalığın çaresi bulunmuş olsada akıl olanaklarını doğal kabul etmekten çok uzak kalmış durumdayız.Artan terörizim, ayrılıkçı hareketlerin artması, politik aşırılıklar, suçların teknolojiyle tanışması, kısa bir süre öncesine kadar hiç bilmediğimiz bilgisayar korsanlığı, kişisel bilgilerin çalınması gibi hemen yanı başımıza gelmiş haberlerle huzursuzluğumuz giderek artmıştır.Gelişmeler yanında sorunları getirdiği gibi çözümleride getirmiştir.Geleceğe hazırlanmak için kullanılması gerek enerji, giderek kutuplaşan grupların birbirleriyle didişmesine harcanmıştır.Bugün bilgi miktarı her yıl kendini katlıyor ve her türlü bilgi her tarafa anında yayılıyor.Faruk Eczacıbaşı, bilginin her yıl kendini katladığı dünyada yalnız eğitim sistemi değil, bütün kurumlar kendini yenilemeli ve kalıplaşmış düşünceden kendini kurtarabilmeli diyor.

Farklı Bir Gözle Bakmayı Öğrenmek

  Faruk Eczacıbaşı, 25 yıla yakın bir süredir, internet ve ona bağlı olan değişimleri kavramaya çalışan bir kişi olarak dünyaya başka bir gözle bakmaya çalışmıştır.Farklı bir bakış açısıyla değerlendirildiği zaman bu kadar iç içe geçmiş dünyamızda, önümüzdeki duvarın çatlakları bambaşka yerlerde belirmiştir.Bütünsel bir bakış açısına herkesin ihtiyacı vardır.Bütünden soyutlanan bir çözüm, ileride şekil değiştirmiş başka bir sorun olarak karşımıza çıkacaktır.Yeni bir dünyanın bilinmeyen geleceğinin sorunlarını yapıcı yollarla çözmeye çalışmak herkesin görevi geleceği karşı borçlarımızı ancak bu şekilde ödeyebileceğiz.

Kaynak: Daha Yeni Başlıyor

Yazar: Elif Erdemir