“Daha Yeni Başlıyor” cümlesini ilk okuduğunuzda muhtemelen sizinde içinizde bir heyecan uyandırıyor olacak. Bu o kadar etkili ve güçlü bir cümle ki motivasyonu, değişim ve gelişimi ifade ediyor. Ve nedense hep iyiyi gönderiyor zihinlere… Oysa ki gerçekten iyi mi? Bu cümle hep iyiyi mi çağırıyor? Bilinmez.

“Daha Yeni Başlıyor” Faruk Eczacıbaşı’nın o anlaşılır, tertemiz kaleminden bir kitaptır. Hayatımızın tam merkezine oturmuş teknolojinin gelişimini, bize sunduklarını, bizden neleri aldığını, gelecekte bizi bekleyen güzellik ve tehditleri hatta şu anda içerisinde olduğumuz durumu da tane tane anlattığı bir kitap olmuş. Ben “Daha Yeni Başlıyor” cümlesinin çağırdığı şey iyi mi sahiden? sorusuna biraz fazla odaklandığım için sizler için bu kitabın “Karanlık Taraf ve Küreselliğin Kontrol Mekanizmaları” başlıklı 5. bölümünü parça parça inceleyip, özetleyeceğim. Yanlış anlaşılmasın sadece her şeyin bir nedenin ve göremediğimiz (görmek istemediğimiz) bir öbür yüzünün olduğuna inanan biriyim tüm odaklanmam bu yüzden! 

Prenslerden Boğaz Köprüsü’ne İnternet Suçlarının Başlangıcı

Nijeryalı Prenslerin attığı e-postalar ile işlenen inanılmaz suça şahit oluyoruz. Fakat yazar, bu oldukça basit ve saf kalıyor günümüz şartlarına göre diyor… 2015 yılında yayınlanan raporun 5 boyutta sınıflandırıldığını görüyoruz. Eğlence amaçlı (eşek şakaları)-Zorbalık- Hacktivistler- Organize suçlar- Siber Savaş. 2001 yılının ilk zamanlarında yazar yaşadığı bir olayı paylaşıyor. Askerlik arkadaşının evini ziyaret eden yazar, arkadaşının kızının o akşam onlara verdiği minik gitar konserinden söz ediyor. Buluşmanın üzerinden geçen zamanın üzerine kızın siyah kıyafetler giyerek, içine kapandığı öğreniliyor. Arkasındaki olay az çok tahmin edilmeye başlanıyor. Ve üzerinden 1 yıl geçmeden acı haberi geliyor. Satanizm ağına kapılan, konu ile ilgili internet sitelerini ağına düşen kız 2002 yılında Boğaz Köprüsü’nden kendini atarak can veriyor. Bu sadece yaşanılan olaylardan bir tanesi… Moda siteleri özendirme ve sübliminal baskılama üzerinden Anoreksiya gibi hastalıkları tetikliyor. İntihar siteleri üzerinde tanışan psikolojik sorunlu insanların konuşmaları inceleniyor ve bir kızın o sitelerden birinde tanıştığı biri tarafından intihara ikna olduğunu ve gerçekten intihar ettiğini görüyoruz. Bu olayın başka bir boyutu olan Mavi Balina çıkıyor sonra piyasaya. Gençlerin bu oyuna girmesiyle verilen bir çok yaralama gibi şiddet içeren emirleri yerine getirmeleri isteniyor. Bunun ardından son evre artık intihar oluyor. İnternetsiz de bu suçlar işlenebilecek olsa da internet “hızlandırma” özelliği taşıyor. 2020’den sonra dünya nüfusunun yarısının kendi mobil cihazından internete bağlanabileceği söyleniyor. Bu da herkesin tehlikelere karşı hazır ve bilinçli olması gerektiğinin bir göstergesi.  

Bilgisayar Korsanlığı

Bilgisayar korsanlığı yapanların arasındaki ayrım şapka renkleri ile belirleniyormuş. Beyaz şapkalılar yasal sınırlar içinde çalışan, güvenlik açıklarını şirketlere bildirenlerdenlerdir. Gri şapkalılar gri alanlarda çalışan ve bilgileri sızdıranlardır. Asıl korkulması gerekenler siyah şapkalılar bilgisayarlara girip bilgileri çalıp, zarar verebilecek olanlardır. Anlaşılan ciddi bir iş bu hacker’lık. Herkese açık kullanım alanlarındaki wi-fi lerin nasıl bir tehdit olduğunu bu kısımda görebiliyoruz ki nerdeyse hepimizin bir kafeye girip “pardon wi-fi şifresini alabilir miyim?” dediği oldukça aşikar. Bununla da kalmıyor yazar, “kişisel veri hırsızlığı korsanlar için çok cazip bir hedef” diyor. Buna da en büyük örneği Yahoo.com’nun 2014 yılında üç milyar kişinin kişisel bilgilerinden, banka şifrelerine kadar çalınması olayının örneğini veriyor. Bu biraz eski bir olay ama yenilerinin daha kötü şekilde gelebileceğini ön görmemizi sağlıyor. Terörist örgütlerinin kara para aklamak için fırsat yarattığını öğreniyoruz. Bu oldukça şaşkınlık versede daha da şaşkınlık verecek bir cümle okuyoruz bu bölümde. “Finans dünyasının gittikçe siber yapıya kayması ve blok zinciri teknolojisinin devreye girmesi de ayrı bir tehlike oluşturuyor.” (s.173) Günümüzün en büyük teknolojileri aslında birer tehditmiş. Fakat yinede blok zincirin dağıtık yapısı ve şifrelerin kolay kırılamaması açısından bu sistem üzerinde geliştirilen uygulamaların umut verici olduğunu düşünülüyor.

Güvenlik Çözümleri

Bu başlık altında yazarın bize verdiği en önemli anahtar kelime “bilinçlenmek” verdiği en önemli cümle ise “Kendisini sıradan biri olarak görüp önlem almasına gerek olmadığını varsayanlar suç örgütleri için çok daha cazip hedefler” (s.176) cümlesidir. Biraz para harcayarak aldığımız cihazların bizi siyah şapkalılardan ve benzeri tehditlerden koruyabileceğini öngörmek güzel ve umut verici bir tavsiye olma özelliği taşıyor.

Siber Savaşlar ve Devletler

Siber saldırı ve bunun siber savunması hali… Farkındalık yaşanan en büyük konulardan biridir. Devletin, büyük şirketlerin içerisinde olduğu bir mesele bu. Mesela devletler siyah şapkalı hacker’ları himayeleri altına alıyorlarmış. “Artık bir ülkenin enerji sistemlerinin bir başka ülke tarafından felce uğratılması için bombaya değil, zeki bir kafaya, bir ekrana ve genişbanta ihtiyacı var.”(s.180)

Biyoteknolojinin Karanlık Tarafları

Biyoteknoloji biraz daha araştırmaların yeni olduğu bir mesele. Tehlikenin nereye gidebilecek olduğu ise biraz göz korkutucu. Biyolojik silahlar üretmekten, genetik yapıyı farklılaştıran veya bozan canlılara kadar ucu gidebiliyor.  

Derin Öğrenme ve Öngörülebilirlik

Bu tarafta olayın sadece gen teknolojileri ve biyolojik silahlar ile sınırlı olmadığını görüyoruz. Örneğin, Yapay zeka. Yazar bize, Facebook’un yapay zeka robotlarının kendi aralarında geliştirdiği dil ile robotlar iletişim kurmaya başlayınca hemen onların fişinin çekildiğini hatırlatıyor. Yapay zekanın etik boyutuna çözümün “robot ilkeleri” gibi bir yasa ile olabileceği öngörülüyor.

Sosyal Medya

Sosyal medya ve çoklu iletişim… Nefret söylemini yeniden kazandıran sosyal medya. Sanırım hayatımda gördüğüm sosyal medya üzerine yapılmış en iyi benzetmeyi sizlere aktaracağım. “Kendimi bozkırdan çıkıp ağaçlı tropikal bir ormana girmiş gibi hissediyorum.” (s.185) Zehirli bitkilerle yenmesi gerekenler aynı yerde ve buranın ucu bucağı yok. Tıpkı doğru haberler ve yanlış bilgilerinin aynı ortamda ucu bucağı olmayan sosyal medyada bulunması gibi… Sosyal medya her şeyi değiştirmiş gerçekten. Geleneksel gazete ve radyodan hatta televizyonsuz evlerden buralara gelinmiş. 2006’da Facebook’la tanıştık ve yıllar geçtikçe devamı geldi. Reklam şirketleri bile kendini sosyal medyaya göre entegre etmek zorunda kaldı. Oysaki her şey algoritmalardan ibaretti. Yaratılan “sanal” hayatı “gerçekten” yaşamak. Facebook’ta üstte göreceğiniz haberi bile algoritmalar sağlarken nasıl tek bilgi alma, takip aracı olarak Facebook vb. kullanılır ki…    

“Gerçek Sonrası” Toplumlar

2016 sonrası doğan bir terim bu; “Gerçek Sonrası” Toplumlar. Nefret söylemlerinin toplumda karşılığının olmasını, ekonomisinin şekillenmesine, bir politikasının oluşmasına katkıda bulunan şeyin bu olduğunu öğreniyoruz. Gerçek dışı haberler… Söylemesi kadar kolay ve basit sonuçları olmayabiliyormuş. Etik açıdan büyük sorunlar, hayati kararları bile etkileyebiliyormuş. Yazar, bunun en güzel örneği olarak Amerika’nın 2016 seçimlerinin perde arkasını örnek veriyor. Ürkütücü ama tam anlamıyla gerçeklik taşıyan oranları görüyoruz bu kısımda. Facebook’ta bir kişinin 250 beğenisiyle onu aile yakını kadar tanıma olasılıkları oluyormuş. Gerisi yapay zekanın yarattığı botlar yardımıyla hallediliyormuş. Kişiye göre hazırlanmış ikna propagandaları ve yanlış bilgiler ile kararsız insanları etkileme durumu… Tüm bu durumlar için en güzel yorumu yine yazar yapıyor. “Üssel gelişmenin dünyanın yararına olabileceği kadar karanlık tarafa da destek verdiğini görebilmek için bir uzman olmanın gerekmediği de ortada.”(s.195) Düşünmek, araştırmak, her şeye körü körüne güvenip, kapılmamak ve önlem almak gerekiyormuş. Ucu bucağı olmayan ve sonsuz fırsat sunan hemde bedava olan bir mecra varsa bin kere düşünmeli, sorular sormalıyız. Eğer bir tane sorumuzun cevabını alamadığımız bir durumla karşılaşırsak, ön yargılarla başladığımız bu sorgulamanın çok doğru olduğunun kanıtını bulmuş olacağız. 

Kaynak: Daha Yeni Başlıyor

Yazar: Şevval Ülgün