Bu blog benim tuvalim ama şu an aynı zamanda da hikaye anlatıcısının sırrı kitabı için yazdığım özetim. Kitabın içinde alıntılandığı gibi bu benim düşüncelerimi anlattığım ve okuyucuya ulaşmaya, ortak bir noktada buluşmaya çalıştığım ve bir şeyler anlatmaya çalıştığım kısacası hikayemi anlattığım yer. Kitabın içinde anlatılan ve üzerinde önemle durulan noktalardan bazıları bunlar. Eğer ilginizi çekebildiysem devamında daha detaylı olarak şimdilik kitabın ilk bölümünü inceleyeceğim. Kitaba yaşanan bir zorluğu anlatarak ve 25 yıl sonra o zamanlar sorduğu soruları ve düşündüklerini gözden geçirerek başlıyor yazarımız. Hikaye anlatıcılığın çok önemli olduğundan ve sizi öne çıkaracak nadir özelliklerden biri olduğunu anlatıyor. Şu anda bizim de duyduğumuz birden çok ünlü ve önemli kişinin hikayelerini anlatabildiği için bizimle yani dinleyicileriyle iletişime geçebildiği ve bağlantı kurabildiğini söylüyor. Yaşanan güçlüklerin ve sorunların sonunun refaha çıkacağı ile ilgili örnekler var kitapta mesela, incilerin ve şarapların doğadaki zaferlere örnek olması. İncilerin istiridyelerin kendileri için sorun olan bir kum tanesinden kendini korumak için bulduğu bir çözüm olması ve aynı şekilde en iyi ve yoğun üzümlerin asmaların köklerinin zorluklarla karşılaştığı yerlerde yetişmesinden bahsediliyor. Ne de olsa herkes güzel bir mücadele ve mutlu son hikayesinden hoşlanır.

İlk kısımda Richard Branson (Virgin Group’un kurucusu) ile başlangıç yapılmış ve birçok insanın icatlarını ya da fikirlerini pazarlamaya çalıştığına ve bunu yaparken de hikaye anlatımına birçok kez dikkat edilmediğinden bahsediyor. Halbuki yatırımcıların dikkatini size verilen 10 dakika içinde çekip derdinizi anlatabilmeniz için sadece ham verilerden ve olgulardan çok içlerindeki duygularına ulaşmanız ve aranızda bir ortak nokta bulmanız gerektiğinin önemi vurgulanıyor. Küresel çapta büyüyen ve çok güzel fikirler fikir olmasına rağmen 5 kuruş yatırım alamayan girişimler arasındaki farkın hikaye anlatımı olduğu bariz bir şekilde açıkken faydalarınızı ve becerdiğiniz işleri herkesin anlayacağı bir şekle çevirmek tabiri yerindeyse dönüştürmek zorundasınız. Kitapta her ne kadar ateşin insan evrimini harekete kıvılcım olduğunu söylese de ben insan evriminin asıl devrim noktasının insanların bilgilerini paylaşmalarının başlaması olarak görüyorum. Hikaye anlatıcılığının insanların ortak bilgi birikiminin büyümesinde oynadığı rol hiç de yadsınamaz. Sıkıcı ya da dinleyicinize aktaramadığınız bir şekilde anlattığınız ne olursa olsun isterseniz dünyadaki kıtlığa ve savaşa son bulmuş olun insanların dikkatini toplayamazsınız. Hikaye anlatım araçlarımız değişmiş olabilir hikayelerimiz değişmiş olabilir ama her ne kadar 400 bin yıl kadar önce de başlamış olsa hikaye anlatımı beyinlerimiz hala hikaye anlatımına karşılık veriyor. Hikaye anlatıcılarının uzun zamandır kullandığı birçok şeyin bilimsel açıklamaları günümüzde açığa çıkmış durumda. Salgılanan kimyasalların beyinin dikkat eşiğini ve bir konuya yönelmesini etkilediğini biliyoruz. Tepkilerimizin dopamin, kortizol, oksitosin gibi salgılarımızın kontrolü altında olduğunun bilinmesi bize çok önemli bir sonuç çıkarıyor; hikaye anlatımının empati, odaklanma ve heyecan üzerine yapılması gerektiği. Bunun en büyük örneklerinden birisi Winston Churchill in savaş döneminde yaptığı konuşmalardır ve birçok liderin unutulmaz konuşmaları da insanlarda heyecan oluşturur, ortak bir noktada birleşir anlatıcı ve anlatılan, eldeki konuya odaklar ve empati kurulmasına yardımcı olur. Hepimizin bir hikayesi var ve hepimiz büyük ya da küçük bu hikayeleri anlattığımız için hikaye anlatıcısıyız diyor yazar. Kitabın buradan sonra her hikaye içinde üç adet bölüm içereceğinden ve bu bölümlerin önce kişinin hikayesi, bu hikayede kullandığı araçlar ile verilmek istenen düşüncenin kısacık bir özetinden oluşacağını söylüyor.

Buradan sonra kitaba belli başlı başarılı saydığımız insanın hikayelerinden örnek vererek bu insanların hikaye anlatımını nasıl kullandığını kendisi de kullanarak anlatıyor bize. Beş farklı hikaye anlatıcısı kategorilerinden “içimizdeki ateşi canlandıran hikaye anlatıcısı” adını verdiği anlatıcıların hikayeleri var. İlk şahıs örneğimiz modern dünyanın en iyi hikaye anlatıcılarından biri olarak görülen Steve Jobs’ın ta kendisi. Çok olarak bir tanıtma gerekmeyen Steve Jobs ve Apple firması ile ilgili bir hikaye anlatılıyor. Burada insanların tutkularına ulaşmanın ve onların yaratıcılığına seslenmenin insanların içindeki mutluluk arayışına dahil olmanın neler yaratabileceğinden bahsediyor. İnsanları esinlendirebilecek hikaye anlatıcılarının esinlenmiş olacağından ve tutkularını coşkuyla insanlara anlatmalarının onları yukarılara taşıdığına yer verilmiş hikayenin sonundaki ders kısmında. İkinci hikayemiz Mark Burnett hakkında ve Amerika’ya gelince yaşadığı olayları anlatmakta. Hikaye anlatıcılığının adeta her yenilgiyle her hayır cevabıyla mükemmelleştiğini ve yontulduğunu söylüyordu kendisi de çünkü her hayır cevabına bir sonraki anlatım için ders olarak bakıyordu. Birçok başarılı şovu da olsa bir o kadar da zorluk yaşamış, engeli aşmıştı. Hikayesine ve fikirlerine güveniyordu ve bu onu sürekli su üstünde tutmaya yetmişti. 9 hikayenin üçüncüsü olan hikaye Joel Osteen’in ufak bir kasaba kilisesinden bir stadyumu doldurma yolunda neler yaşadığını kimlerden yardım aldığını anlatıyor. Evet yanlış okumadınız bir stadyum dedim ki bu az bir sayı dünya etrafında yüz binlerce kişiye ulaşıyor vaazları. Bu hikayemizin asıl amacı her zaman anlatacağımız hikayeyi seçerken dikkat etmemiz gereken şeyleri ya da kendimize koyduğumuz sınırları nasıl yıkıp kontrol edebileceğimizi anlatıyor. Hiçbirimiz doğuştan mükemmel bir hikaye anlatma makinesi değiliz. Bu işin ustası dediğimiz inşaların da çoğu senin benim gibi çalışarak elde ediyorlar bu yeteneği. Bu yazının 2 sayfaya yaklaştığına dikkat ettiğim için kalan hikayeleri kısa kısa özetlemeye çalışacağım ve biraz merak uyandırabilirim sizin içinizde de belki bu bir ırmağın yatağında aktığı gibi okunabilecek kitap için. Diğer hikayelerde Sting ve Bobby Herrera’nın kendi geçmişlerinden ilham bularak geleceğe yol aldıklarından ve bu hikayeleri hayatlarını şekillendirdiği için çekinmeden anlatabildiklerinden bahsediyor. Tony Robbins’in (motivasyon gurusu) hayat hikayesini kullanarak dramatik eğriden ve anlattığımız hikayelerin insanların hikayelerinde yer edinebileceğinden bahsediyor. Daha sonra Oprah Winfrey’nin hikayesini kullanarak hikaye anlatımında tetikleyici olay, dönüşüm ve hayat dersi kısımlarının önemimden bahsediyor. Hemen devamında gelen hikayelerde Howard Schultz, John Mackey ve Doug McMillon hikayeleri kullanılarak hikaye anlatımında deneyimlerin ve her şeyi başlatan o kıvılcımın paradan çok daha yukarıda bir öneme sahip olmasından ve bunun insanlarda bir empati ile bağlılık oluşturmasından bahsedilir. En son hikayemiz yani bölümün sonunda Peter Guber’ın nasıl insanların duyguları ile bağ kurmak yerine salt veri anlatmasının sonuçlarından başlayarak dinleyiciyi anlatıya dahil etme yöntemlerinden bahsediliyor. Bunlar soru sorarak veya meydan okuyarak dikkat toplamak, bu sorunu bir mücadele ile çözmek ve en son da bu çözümü anlatmak. Yani her önemli sunumun bir kötü tarafı bir kahramanı ve bir mücadelesi olması gerektiğinden bahseder. Bu da bizi yazımızın başında dediğimiz herkes güzel bir mücadele hikayesini sever ve kendinden bir parça bulur kısmına getiriyor. Her ne kadar bu şimdilik bir son olsa da bu kitabı bitirip bir blog içinde çok daha kümülatif bir inceleme yazmayı istekle bekliyorum.

Yazar: Tarık Yusuf Can

Kaynak: Hikaye Anlatıcısının Sırrı