27 Ağustos 1963 tarihinde  Clarence  Jones görevi olduğu üzerine notlar almak ve aldığı sayfalar dolusu notu derleyerek patronu için düzenli hale getirdikten sonra Martin King’in bir grup  danışmanı tarafından yazdığı konuşmaya karşı tepkilerini dile getirdiler. Daha  sonrasında Clarence’e ardı arkası kesilmeyen soru yağmuruna tuttular: “Neden bunu dahil etmedin? Neden bunlardan bahsetme gereği duymadın” şeklinde devam ettikten sonra Clarence’in patronu konuyu yarıda kesti ve odasına gitti. İlerleyen günlerde Clarence, Martin King için yeni bir konuşma hazırladı ve konuşmanın bir kopyasını basın bültenine  ekledikten sonra Dr. Luther King’in konuşma yapacağı kürsünün önüne bıraktı. Dr. Luther King’in konuşma yaptığı Washington Mall’daki kalabalıkta  250 bin kişi bulunmaktaydı. Dr. Luther King Lincoln Anıtı merdivenlerindeki mikrofonun başına geçti ve Clarence Jones tarafından kürsüye konulan metne mutabık kalarak  konuşmaya başladı ve hemen akabinde Özgürlük Bildirgesini imzaladı.

Luther King, Clarance tarafından kaleme alınan metindeki düşünceleri ifade ettiği sırada yüzünde ufak bir tebessüm belirdi. King’in konuşması devam ederken Mahalia Jackson arkasından bağırarak “Onlara hayalden bahset Martin” dediği esnada çevresindeki kimse bunu duymamıştı fakat Luther konuşmasını değiştirmeye niyeti olmadığı için kürsüde basına dağıtılan konuşmayı anlatmayı bir süreliğine bıraktı. Daha sonrasında “Bir hayalim var” diye seslendi kalabalıklara. King’in doğaçlama yeteneği ile daha önceden elden geçirilmiş metni tekrardan kurgulayıp harmanlamayı başaran ve kalabalıkları etkisi altına alabilen çok sık da rastlamadığımız üslup ile kalabalıklara seslendi.

Oysa ki yüzyılın konuşması olarak nitelendirilen   Martin Luther King’in  “Bir hayalim var” beyanı konuşma sırasında doğaçlama gelişmişti. Doğaçlama yapmak, tam manası ile yoktan bir şeyler yaratmak anlamına gelmemektedir. Mevcut durum içerisinde elinde bulunan malzemeleri bir araya getirerek daha iyi bir şey ortaya çıkartmaktır. Yani içerisinde bulunduğu durumda King’in doğaçlamanın malzemeleri aklında bulunmaktaydı.

10 bin saatlik kuralını daha önce duydunuz mu? Uzmanların yaptığı araştırmalara göre bir spor ile uğraşmak, müzik alanında uzmanlaşmak ya da cerrahlık yapmak gibi beceri gerektiren alanlarda  yeti kazanmak  için yaklaşık olarak on bin saatlik bir araştırma süresi gerekli olduğu kanısı bulunmaktadır. Bu kavram hikaye anlatma ve yüzlerce kişinin arasında konuşma yapmak ile doğrudan ilintilidir. Yani Martin Luther King’in sahip olduğu yetenek için hayatı boyunca iki bin beş yüz civarında konuşma yaptığı düşünülmektedir.

Lise de münazara takımında olması ve on altı yıl boyunca dini konularda konuşma yapması bireyleri ve toplumları etkileyecek kelimeleri seçmesi için yeteri kadar deneyim edinmesi açısından önem teşkil etmektedir. Luther King’in doğaçlama ustası olarak kabul edilmesinin altında yatan neden olarak görülen çalışma, yeterli zaman içerisinde  alıştırma yapmanın  bir hikaye anlatıcısının kitleleri etkilemek için sonradan kazanabileceğinin en somut göstergesidir.

  Hikaye Anlatıcısının Araçları      

        Hikaye anlatıcısı doğuştan kazanılan bir yeti olamamanın yanında saatler hatta yıllar boyunca süren  alıştırmalar sonucunda gelişme gösteren bireylerin kendilerini ifade etme biçimidir.. Bu durumun en büyük örneği olarak gösterilen TED konuşmacıları, sunumlarını yapmadan önce günlerce kendi kendilerine birçok kez deneme yapar. Steve Jobs’ın Iphone sunumu sırasında rahat olması ve kelimelerini doğru bir şekilde insanlara aktarmasının arkasında yatan en önemli etmen saatler boyunca yaptığı ön çalışmalarda saklıdır. Birçok insan bu ön çalışmadan bihaberderdir. Milyarder Warren Buffett ise Dale Carnegei dersine kayıt olarak topluluk karşısında  karşısında kokusunu bastırmak amacı ile Omaha Üniversitesi’nde işletme dersi vermek için gönüllü oldu. Amerika Birleşik Devletleri Başkanlığı yapmış olan Ronald Reagan yaptığı etkili konuşma sayesinde Kaliforniya valisi olarak seçildi. Yine aynı yöntem ile Martin’in bir şeyi ifade ederken yineleyerek ve soyutlayarak anlatması yıllarca yaptığı ön hazırlıklar sonucunda meydana gelen sonradan kazanılmış  yeteneğinin en başarılı örneğini bize sunmaktadır

Metaforik Düşünce

Hikaye anlatıcısı için metafor vazgeçilmez bir ögedir . Ayrıca metafor bir nevi sistematik giden bir şeyin  anlamını düzenini bozar, benzeyen ve benzemeyen iki farklı kombinasyonu bir araya getirerek yeni düzen oluşturmasını sağlar. Metaforik düşünce ise, “bir şeyi başka bir bağlamda tanımlama değil, aynı zamanda anlama, Ben’i bir başkası ile eşleştirme içgüdümüz- dünya görüşümüzü şekillendirir ve iletişim kurma, öğrenme, keşfetme ve icat etme şeklimizde temel önem taşır”. İnsanlar genelde duyguları metaforlar yolu ile açıklar. Daha önce kırık kalp gördünüz mü? Ya da umut ışığınızı kaybettiniz mi? Sevgilinizin artık sizin için ayak bağı olduğu fikrine kapıldınız mı? Çalıştığınız şirkette paçalarınızı sıvamak zorunda kaldınız mı?  Tüm bunlar gerçekte bir şey ifade etmese de mecazen olayları daha iyi kavramamızı sağlayan ilgi uyandıran kelimeler olduğu için konuşma sırasında konuşmacının konuştuklarını dinlemek istemesek dahi dikkatimizi bir an bile olsa çekebildiğini varsayarsak iletişim tekniği açısından  etkin kelime oyunlarıdır.  

Tekrar Edilen Kelimenin Gücü

“Bir hayalim var bir gün Georgia’nın kızıl tepelerinde eski kölelerin çocukları ve eski köle sahiplerinin çocukları kardeşliğin masasında beraber oturabilecekler” söylemi ile konuşmasına devam ettiği sırada kelimelerini yineleyerek:

Bir hayalim var, bir gün…

Bir hayalim var, bir gün..

Bir hayalim var, bir gün…

Konuşmasına devam ettiği sırada birbiri ardına gelen gelecek hakkındaki umutlarını dile getirdiği sırada onu dinleyen kitleler ile arasında duygusal bağ kurarak dinleyicide de aynı düşüncelerin uyanmasını sağlar. Bu sayede anlatılan hikayeden herkes kendi payına düşen mutluluğu, öfkeyi, heyecanı ve umut gibi hisleri kendisinde bulmasını sağlar. Böylelikle   genel bağlamda düşündüğümüzde  duygular aracılığı ile insanların zihninde yer edinme olasılığını arttırarak diğer hikaye anlatıcılarından kendisini farklı bir noktaya taşır.

Yazar: Ezgi Gençarslan

Kaynak: Hikaye Anlatıcısının Sırrı