“Hikâye anlatıcısının sırrı” 2017 yılında Carmine Gallo tarafından yazılmıştır. Beş bölümden oluşan kitap birçok girişimcinin, şirketlerin, liderlerin ve Ted konuşmacılarının hikâye anlatma becerilerinin sırlarını örneklerle anlatıyor.  “Basitleştiren Hikâye Anlatıcıları” adlı bölümde basit anlatımın önemini ve birçok başarılı insanın basit bir hikâye anlatımıyla insanları nasıl etkileyebildiklerini anlatıyor. “Basit olan, karmaşıktan daha zor olabilir” demiş Steve Jobs. Aslında bu bölümde etkileyici kelimeler kullanılarak basit ve kolay anlaşılan bir dil ile hikâye anlatımının insanların nasıl etkileyebileceğine değinilmiştir.

Ricard Branson disleksik ve okumakta zorluk çeken birisiymiş ve okuduğu sırada disleksi anlaşılmadığı için öğretmenleri ve arkadaşları onu tembel veya aptal olarak görmüş. Bu yüzden 15 yaşında okulu bırakmış. Ancak Richard bu zayıflığını daha sonra kuvvete dönüştürmüş. “Okulu yılları cehennem gibi geçtiğinden, bence disleksik insanların hayatta iyi yerlere gelmelerinin nedeni şeyleri basitleştirmeleri” demiş Richard CNN’e. Virgin Group’u kurmuştur ve basit hikâye anlatımı başarısının en önemli unsur olmuş. Yatılı okulda okurken zorbalık ve fiziksel cezalandırma karşıtı olan ‘Student’ adındaki dergiyi çıkartmak istemiş bu yüzdende sponsora arayışına girmiş. İlk defa bu arayışla ikna edici hikâye anlatımının kısa ve basit olması gerektiğini keşfetmiş. “Karmaşıklık düşmanımızdır. Herhangi bir ahmak bir şeyi karmaşıklaştırabilir. Basitleştirmek ise zordur.” demiştir Branson. Richard Branson kısa hikâyeye değer vermiş. İyi bir hikâye anlatıcısı detaylardan önce büyük bir fikirle başlamalıymış. Hikayedeki başlık ise dinleyicinin dikkatini yakalayan tek bir cümleymiş.

Branson’nın en çok taktir ettiği girişimci Steve Jobs olmasının nedeni ise basitliğin ustası olması ve sunumlarını bir sanata dönüştürmesiymiş. Jobs ürün tanıtımlarını 140 karakterlik Twitter sınırını aşmayan tek cümleyle ya da başlıkla tarif ediyormuş ve bu başlığı çok kez tekrarlayarak insanların akıllarında kalıyormuş. Richard Branson hikâye anlatımlarının en az özenle seçilmiş kelimelerle yapılmasının insanlarda daha etkili olduğunu düşünüyormuş. Papa Francis ise hikâye anlatımında üç unsur kuralını kullanıyormuş. Üç unsur kuralı dinleyicilerin içeriği hatırlamalarını sağladığı için iletişimin temel yapıtaşıymış. Bu kurala göre ilk olarak hikâyeyi yapılandırmak için bir tablo sunarmış daha sonra anlatımı basitleştirir ve son olarak hedefe yönlendirirmiş. Diğer bir hikâye anlatıcısı Giada De Laurentiis yemeği hikâye anlatma aracı olarak kullanmış. Giada kamera önünde hikâye anlatımındaki başarısını tutku, gülümseme ve sohbet gibi unsurlara bağlanmıştır. Çünkü yapmacık, soğuk ve ruhsuz duran insanlar hikaye anlatımdaki konun ilgi çekiciliğinin kaybolmasına neden olurlarmış. İnsanların dikkatini çeken hikâye anlatıcıları konusunda tutkulu olup içeriğin basit ve anlaşılabilir bir dille sunarlarmış. Böylelikle insanlar sohbet ettiği duygusuna kapılırlarmış

Chris Hadfield Kanada’nın en çok madalya astronotu ve uzayda yürüyen ilk Kanadalı olmuş. Hardfield “Uzayda Kör Olmaktan Ne Öğrendim” başlıklı Ted konuşmasında uzun bir süre ayakta alkışlanmış. Hadfield anlatımında resim kullanımı ve analoji tekniğini kullanmış. Sunumda slayttın tamamı fotoğraflardan oluşuyormuş. Araştırmacılara göre bilgiyi sadece işitirseniz, içeriğin %10 hatırlarmışsınız. Eğer bilgi işitir ve resmi görürseniz içeriğin %65 hatırlarmışsınız. Böylelikle Hadfield’ın sunumu daha etkili ve hatırlanması kolay olmuş. Ayrıca Hadfield deneyimlerinin zihinsel resimlerini yaratmak için betimleyici analojileri kullanıyormuş. Analojiler deneyimlemediğimiz durumları anlamamıza yardımcı olurlarmış. Hadfield Ted konuşmasında uzay mekiğinin kalkış anını analoji ile anlatmıştır. Böylelikle seyircinin anlamasına kolaylaştırmıştır.

Tesla ve SpaceX’in CEO’su Elon Musk teknolojiyi açıklarken altıncı sınıf öğrencisinin bile anlayabileceği bir dil kullanıyormuş. Okunabilirlik testi olan Flesch-Kincaid göre Musk’ın sunumlarındaki konuşması 2.9-6.3 arasındaymış. Elon Musk anlatımlarında konuyu basite indirgeyerek kahraman ve kötü adam tekniğini kullanıyormuş. Yazar “Dünyadaki en harika ürüne, en harika fikirlere sahip olabilirsiniz ama insanlar bunların çözdüğü problemleri anlamazsa, asla ürününüzle ya da fikrinizle ilişki kuramazlar” demiştir.

Yazar: Hülya Aydemir

Kaynak: Hikaye Anlatıcısının Sırrı