Öncelikle birkaç bölümden oluşan bu kısmımızda bize hikaye anlatırken karşı tarafı etkilememiz ve kendi düşüncemizi ona geçirmemiz için ‘’basit’’ olmamızın yeterli olduğundan bahsediliyor.İlk hikayede Richard Branson’un hikayesinden bahseden yazar, disleksik hastalığına değinen yazar,bu hastalık yüzünden ilk başta hayattan kopan ve ‘’tembel’’bir çocuk olarak bahsedilen Richard’ın dünyanın en iyi hikaye anlatıcısı oluşunu kaleme almıştır.Richard Branson’a göre ‘’Hikayelerin gücü sadece bilgilendirme ve meydan okuma yeteneklerinde değil aynı zamanda esinlendirme ve dünyada değişiklik yaratabilme hünerlerindendir’’.İkinci hikayemizde ise ilk başta Mario Bergoglio’nun  nasıl şans eseri nasıl hayatta kaldığını ele alan yazarımız, Babası’nın dükkan parasını alamamasından dolayı Cenova Limanından kalkan gemiye binememesini ve hayatını bir nevi kurtarmasından bahsetmiştir.Daha sonra ‘’ÜÇ’’ rakamının öneminden bahseden yazar, neden ‘’üç’’ü içsel olarak tatmin edicici bulduğumuzu açıklamıştır.Aristoteles’e başlayan ve bu gün Papa Francis ile devam eden üç unsur kuralının dünyanın en büyük hikaye anlatıcıları tarafından takip edilen bir şema olduğunu söyleyen yazar,bunun sebebinin bu üç kuralın hikayemizi yapılandırmak için basit bir şablon sunduğunu,kilit mesajları anlayabilmemizi ve iknanın nihai hedefine yönlendirdiğini söylemiştir.Son hikayemizde Giada adında bir genç kızdan bahseden yazar,ilk başta bize Giada’nın hayat hikayesinden ufakça bahsetmiş daha sonra Giada için bir eser ortaya çıkarırken olamazsa olmaz dediği 3 unsuru ele almıştır.Bunlar ‘’TUTKU’’,’’GÜLÜMSEME’’ ve ‘’SOHBET’’ olarak belirtmiştir.Toplumun kalbine işleyen hikaye anlatıcılarının mesaj iletme konusunda tutku dolu olduklarını belirten yazar,videoların bir hikayeyi anlatmakta hayati bir araç haline geldiğini söylemektedir.Başarılı hikaye anlatıcıları bu aracı,konuşmacıyla birebir konuşuyormuş gibi hissettirecek şekilde cana yakın bir üslup kullanmasını söylemektedir.

Yazar: Ziya Tutkun Köseoğlu

Kaynak: Hikaye Anlatıcısının Sırrı