Teknoloji iletişimi dersimin üçüncü haftasında yeni bir kitaptan bahsetmek istiyorum. Bu hafta ele aldığımız konu hikâye anlatıcılığıydı ve okuduğumuz kitapta bununla alakalıydı. Bu hafta benim için ekstra eğlenceli oldu çünkü hikâye anlatıcılığına ilgim hep vardı. Sizlere kitabın 3. Kısmı olan “Basitleştiren Hikâye Anlatıcıları” bölümünden biraz bahsetmek istiyorum. Bu bölümde insanların kendi hikayeleri sayesinde hikâye anlatıcılığının tanımını öğrenebiliyoruz.

“Eğer Bir Şey Bir Çırpıda Açıklanamazsa, Boş Laftır”

Bu bölümde disleksi hastalığı olan Richad’ın hikayesi anlatılıyor. Richard’a göre bir şeyi anlatırken en önemli şey “kısalık”. Google’ın erken dönem yatırımcılarından birisinin verdiği ipucu “eğer bir girişimci fikrini 10 kelime ile ya da daha azıyla açıklayamıyorsa, ilgilenmem ve yatırım yapmam, nokta.” Şeklindeydi ve Richard bu açıklamadan çok etkilemişti. Richard’a göre başlığın tanımı bir iş pazarlamasında ya da sunumda, dinleyicinizin dikkatini yakalayıp anlatıyı bir bağlama oturtacak olan tek cümle. Yani Richard kesinlikle açıklıktan ve kısalıktan yanaydı. Hikâye anlatıcılığında önemli olan ne kast ediliyorsa onun söylenmesinden yanadır ve bunu en az sayıda ve özenle seçilmiş kelimelerle yapmak önemlidir.

Baş Vaiz

Bu bölümde Mario Bergoglio’onun hayatı ele alınıyor. Mario da yeni seçilmiş Papa’nın vaazından etkilenmişti. Papaz vaazını üç madde de özetledi “gezmek, inşa etmek ve açıklamak.” Papa’nın yöntemi İncil’den bir alıntı ile açıklanabilir. “İncil ruhani yolculuğun unsurlarını belirtiyor: dua, oruç ve sadaka. İlk unsur dua. Dua Hristiyan’ın ve inanan her insanın gücüdür. Oruç sade bir hayat tarzını tercih etmekle ilgilidir. Sadakat çıkar gözetmeden vermeye işaret eder.” Bu alıntıda Papa etkili bir yöntem kullanıyor. Önce listeyi sunuyor ve ilerleyen kısımda da her maddenin detayını veriyor. Bu mesajı basitleştirmenin kolay ve kanıtlanmış bir yöntemidir.

Bir Sinema Patronunun Torunu Kendi Başarı Tarifini Hazırlıyor

Bu bölümde büyükbabasından etkilenen Giada’nın hikayesi anlatılıyor. Büyükbabası Dino bir İtalyan makarna üreticisinin oğluydu ve İtalyan yemeklerini seviyordu. Büyük ekranda yer alan bir hikâye anlatıcısıydı. Giada ise yemeği hikâye anlatma paleti haline getirdi. Giada’ya göre güçlü bir anlatım yeterli değildi ve hikâye anlatımı tanımı gereği bir performans gerektiriyordu. Giada’nın kamera önündeki rahatlığı birçok kişiye bu performansı geliştirme konusunda yardımcı olacak nitelikteydi. Ona göre üç önemli unsur vardı: “tutku, gülümseme ve sohbet”. Toplumun kalbini fetheden hikâye anlatıcıları, mesajları konusunda tutku doludur; anlatılarının içeriğini basit ve anlaşılabilir bir dille sunarlar. Videolar hikâye aktarmakta hayati bir araç haline geldi. Başarılı hikâye anlatıcıları bu aracı, konuşmacıyla birebir sohbet ettiği duygusunu izleyiciye hissettirecek şekilde cana yakın ve dostça bir üslupla kullanır. 

Bir Girişimci Shark Tank’te Tarih Yazıyor

Bu bölümde de evinin önünde limonata standı açmaya karar veren Charles Michael Yim’in hikayesi anlatılıyor. Yim CEO olan Breathometer’den etkilendi. O da etkili bir hikâye anlatmanın yolunun basitlikten geçtiğini savunuyordu. “Şirketinizin ne kadar gelişmiş, bilimsel olduğunun önemi yok. Eğer ortalama tüketici veya yatırımcı işinizi anlamak istiyorsa, anlatınızı herkesin anlayabileceği en temel noktaya kadar indirgemeniz gerek.” Karmaşıklığı basitleştiren hikâye anlatıcıları az ve öz konuşur. 60 saniye kadar kısa sürede bir hikâye anlatacak kıvama gelene dek sunumları üzerinde çalışırlar.

Yazar: Melis Çene

Kaynak: Hikaye Anlatıcısının Sırrı