“Büyük liderler neredeyse daima basitleştirmede usta kişilerdir” diyor Colin Powell.

Hikaye anlatıcıları farklı araçlar kullanır ve başarılı olmalarını sağlayan sırları vardır. Başarıya giden yolda bizi zirveye ulaştıracak birçok farklı faktör var fakat basitleştirilmiş hikaye anlatımı bu faktörler arasında en önemlilerinden biri. Anlatacağımız hikayeyi herkesin anlayabileceği bir şekilde, onların kafasını karıştırmadan veya sıkmadan iletmeliyiz. Bu yazıda basitleştirilmiş hikaye anlatımını kullanan 6 kişiyi inceleyeceğiz.

  1. Richard Branson

Disleksik olan ve okuma zorluğu çeken Richard, bu yanını başarılı olma yolunda kendi lehine çevirdi. Buckhingam’ da yatılı okulda okurken zorbalığa ve fiziksel cezalandırmaya karşıt bir dergi yayınlamak istedi. Dergisini yayınlamak için reklamcılarla ve dağıtımcılarla iletişim kurması gerekiyordu fakat odasında telefonu yoktu. 5. Dakikada kapanan ankesörlü telefonlarda sponsorlarına ulaşmaya ve onları ikna etmeye çalışırken, anlattığı hikayeyi kısa ve basit hale getirmeliydi. Günümüzde Virgin Group’un sahibi olan Richard Branson, onu başarıya ulaştıran basitleştirilmiş hikaye anlatımının ne kadar önemli olduğunu öğrendi, hatta yatırım yapacağı alanları seçerken de buna dikkat etti: “Başından beri Virgin anlaşılabilir ve gündelik bir kullandı. Eğer bir kampanyanın konseptini hızla anlayabildiysem, kullanılabilir bir şeydi. Eğer bir şey bir çırpıda açıklanamazsa, boş laftır.”

2. Jorge Mario Bergaglio – Papa Francis

Mario Bergoglio fakir bir aileden geliyordu. Ailesi Arjantin’de yeni bir hayat kurma umuduyla Principessa Mafalda gemisindeki en ucuz yerden bilet aldı. Mario’nun aile işini satan babasının bir belgeye ulaşamaması sonucu Brezilya açıklarında batan gemiye binmediler ve bu hayatlarını kurtardı. Jorge Mario Bergoglio, hikaye anlatımında babası Mario’nun yaşadığı bu olayı sık sık kullandı fakat bir sırrı daha vardı: anlatacağı şeyi üç maddede özetlemek. Jorge Mario Bergoglio, yani Papa Francis ona üç madde kuralını Cizvit eğitiminin verdiğini söylüyor: “En başta üç şeyden bahsedeceğim: bir, iki, üç, eski zamanların Cizvitlerinin yaptığı gibi, değil mi!” Araştırmalara göre insan zihni 3 ila 7 haneli sayıları hatırlayabiliyor, dinleyicilerin anlattığı konuları hatırlamaları için Papa Francis’in bu kuralı da ona yardımcı oluyor. Ülkenin her yerinden insanlar Papa Francis’in sade ve akılda kalıcı, kısacası basitleştirilmiş konuşmasını dinlemeye gidiyor, caddeler milyonlarca insanla doluyor. Özellikle iş dünyasında bu durum çok önemli, müşteriler ürünün 200 özelliğini hatırlayamaz, fakat en önemli 3 özelliğini hatırlayabilir. Bu kural çoğu hikaye anlatıcısının kullandığı bir kural, Steve Jobs ve TED tarihinde en uzun süre ayakta alkış alan Bryan Stevenson da buna dahil.

3. Giada de Laurentiis

Giada de Laurentiis 1994 yılında UCLA’dan mezun olduktan sonra Paris’te bir yemek okuluna yazıldı. Bütün ailesi sinema işindeydi, hatta dedesi kariyeri boyunca toplam 150 film üretecekti, bu yüzden Giada’nın kariyer seçimi ailesi tarafından beklenmedik bir davranıştı. Büyükbabasına her zaman hayranlık duyan Giada, onun esin kaynağı olduğunu söylüyor. Tıpkı dedesinin filmlerinde kullandığı basitleştirme tekniği gibi, Giada da yemeklerinde bu tekniği kullandı. Başlarda yemeklerinin basit olmasından dolayı eleştirilse de Giada bildiği yolda ilerlemeye devam etti, insanlara herkesin evinde yapabileceği ve yaparken zevk alacağı yemekleri öğretti ve başarılı oldu. Everyday Italian’ı sunmaya başladığında kamera önünde rahatsızdı fakat bu sorunun tutku, gülümseme ve sohbet ile üstesinden geldi. Yaptığı işi sevdiği için enerjik ve tutkuluydu ve gülümsemenin gücünü, samimiyetini kullandı. Konuşurken sohbet dilini kullanması ise insanların onu dinlemekten zevk almasına neden oldu. Kısacası yemeklerini ve konuşma dilini basitleştirmesi Giada’ya Emmy ödülü kazandırdı.

4. Chris Hadfield

9 yaşındayken Neil Armstorng ve Buzz Aldrin’in Ay’a ilk adımlarını televizyondan izleyen Chris Hadfield astronot olmanın hayalini kuruyordu. Hayalinin önünde Kanada’nın uzay programı olmaması gibi bir engel vardı. 1992’de Kanada Uzay Ajansı kurulduğunda ve aday alımına başladığında Hadfield bu adayların arasına girdi. Ortaokulda hitabet yarışmasını kazandıran hikaye anlatımı yeteneği ona astronot olarak seçilmesini sağlamıştı çünkü astronot programının kamuoyuna pazarlanması gerekiyordu. Hadfield’ın hikaye anlatımında kullandığı en önemli araç görseller. Konuşmalarında sayfalarca yazı yerine görseller gösteren, “resim üstünlüğü” kullanan ve bunun üzerinden hikaye anlatan Hadfield’ın konuşmaları akılda kalıcı özelliğe sahip çünkü görsellerin hatırlanması yazıların hatırlanmasından daha kolay ve etkileyici. Bir inşaat şirketinin yazı ve tablo ağırlıklı karmaşık PowerPoint sunumunu görsellerle değiştirerek 875 milyon dolarlık sözleşmeye sahip olması resim üstünlüğüne bir örnek.

5. Elon Musk

Günümüzde Tesla ve SpaceX’in CEO’su olan Elon Musk, çocukluğu boyunca her gün kütüphaneye gitti ve büyükbabasının anlattığı hikayeleri dinleyerek büyüdü. Güneş panelleriyle enerji üreten Tesla Powerwall’u etkileyici bir sunumla tanıttı. Sunumunu etkileyici kılan en önemli etken hikaye anlatımıydı. Anlatımında iyi ve kötü karakterleri kullanan Musk, önce kötü karakteri kullanarak başladı. Fosil yakıt üretimiyle gökyüzüne duman salan bacaların resmini gösterdi. Daha sonra ise hikayenin kahramanına, PowerWall’a geçti ve dinleyicilerine bir çözüm sundu. Kullandığı diğer faktör ise basitleştirilmiş hikaye anlatımıydı. İlkokul öğrencilerinin bile anlayabileceği bir dilde konuşma yapan Elon Musk, Steve Jobs’un Ipod tanıtımıyla milyonlarca insanı şarkı dinlemek için para ödemeye ikna ettiğinde yaptığı gibi kahraman ve kötü karakteri kullandı ve anlattıklarını herkesin anlamasını sağladı. Hikaye anlatımı Elon Musk’ı başarıya taşıdı.

6. Charles Michael Yim

Girişimciliğe ortaokulda bir arkadaşının ona verdiği basketbol takas kartıyla hiç para harcamadan 1000 karta sahip olarak başlayan Yim, Shark Tank girişimcilik yarışmasında hikaye anlatımı ile 1 milyon dolarlık yatırımı topladı. Yarışmada nefes analiz platformu Breathomer’ı tanıtan Yim, etkileyici bir hikaye anlatımında bulundu ve bütün jürileri etkilemeyi başardı. Basitleştirme tekniğini kullanan Yim, aracını bu şekilde ifade ediyor: “Şirketinizin ne kadar gelişmiş, bilimsel olduğunun önemi yok. Eğer ortalama tüketici veya yatırımcı işinizi anlamak istiyorsa, anlatınızı herkesin anlayabileceği en temel noktaya kadar indirgemeniz gerek.” Alkol oranını tespit etmekten daha fazlası olan ve hastalıkları da algılayabilen, belki birçok insana karmaşık gelen Breathomer’ı 10 dakikada 10 slaytla herkesin anlayabileceği şekilde anlatabilme yeteneği Yim’in başarılı olmasını sağlıyor.

Yazar: İlke Ceren Matlım

Kaynak: Hikaye Anlatıcısının Sırrı