Tüm yeni gelişmeler ve teknolojiler dijitalleşmenin ve enformasyon teknolojisinin gücünden yola çıkıyor. Dördüncü Sanayi Devrimi kitabının yazarı Klaus Schwab’a göre mega trendleri toplam 3 küme halinde incelememiz mümkün. Bunlar;

  • Fiziksel
  • Dijital
  • Biyolojik

Fiziksel: Teknolojik megatrendlerin dört fiziksel ifadesi vardır. Özerk taşıtlar, 3D yazıcılar, ileri robotik ve yeni malzemeler.

Özerk taşıtlar, daha çok sürücüsüz arabalar olmak üzere dronlar ve uçaklar gibi çok çeşitli taşıtları kapsar. Sensörlerin ve yapay zekanın gelişmesi ile birlikte bu taşıtlarda gelişmeye devam edecektir. Böylece bu özerk makineler ihtiyaç duyduğumuz alanlarda bir daha veri-mli bir hizmet sağlayacaklardır. 3D baskı dijital bir şablon kullanılarak malzemeyi alıp üç boyutlu bir nesneye dönüştüren bir teknolojidir. Bu teknoloji şu an daha çok otomotiv, havacılık ve medikal endüstrilerdeki uygulamaları kapsamaktadır. 3D yazıcılar ile yapılan ürünler kişiselleştirilebilir özelliğe sahiptir. İleri robotik yakın zamanda insanlar ile makinalar arasındaki iş birliğini günlük hayatımızın bir parçası haline getirecek. Teknolojik ilerlemeler; biyolojik yapılardan yararlanma ve sensörlerdeki ilerlemeler gibi gelişmeler sayesinde robotların daha işlevsel ve daha çeşitli görevlerde rol alabileceği yetenekler kazandırıyor. Yeni malzemeler artık daha hafif, güçlü, geri dönüşebilir ve uyarlanabilir özelliklere sahip. Kendini onarabilen ve temizleyebilen akıllı malzemeler, basıncı enerjiye dönüştürebilen keramik ve kristaller gibi yeni çözümler mevcut. Bu yeni malzemelere örnek olabilecek grafen, çelikten 200 kere daha güçlü, insan saçından bir milyon kere daha ince bir yapıya sahip.  Verimli bir ısı ve elektrik iletkeni olan bu malzeme fiyatta rekabet gücüne kavuştuğunda imalat ve altyapı endüstrilerinde çığır açacaktır.

Dijital: Dördüncü sanayi devriminde nesneler artık daha küçük, daha ucuz ve akıllı bir yapıya sahip. Örneğin akıllı sensörler evlere, giysi ve aksesuarlara, kentlere, ulaşım ağlarına ya da imalar süreçleri gibi pek çok alanda kullanılabiliyor. Gelecekte internete bağlı olan cihazların çok büyük ölçüde artması bekleniyor. Bu sayının birkaç milyardan bir trilyonun üzerine kadar değişmesi bekleniyor. Dijital devrim bireylerin ve kurumların çalışma ve iş birliği yapma tarzlarında kökten yeni yaklaşımlar yaratmaktadır. Bu devrimlere örnek olarak blockchaini gösterebiliriz. Blockchain özünde paylaşılan, programlanabilir, kriptografik olarak güvenilir ve aynı zamanda hiçbir kullanıcının kontrol edemediği ve herkes tarafından gözden geçirilebilir bir defter olarak tanımlanabilir. Bitcoin ile hayatımıza giren bu teknoloji günümüzde her ne kadar finansal işlemlerde yaygın olsa da gelecekte eğitim diplomalarından seçimlerdeki oylama sistemlerine kadar birçok farklı alanlarda uygulanacaktır. Talep ekonomisinin gündeme getirdiği “Hangisine sahip olma daha değerli, platforma mı yoksa onun temelinde yatan varlığa mı?” sorusunu Tom Goodwin’in verdiği örnekle açıklayabiliriz. “Dünyanın en büyük taksi şirketinin (Uber) tek bir taksisi bile yok; dünyanın en popüler medya şirketi (Facebook) tek bir içerik bile üretmiyor; dünyanın en önemli perakendecisinin (Alibaba) hiç stoku bulunmuyor; dünyanın en büyük konaklama sağlayıcısının (Airbnb) tek bir gayrimenkulü yok. İlginç bir şeyler oluyor. “Buradan yola çıkarsak dijital platformların bazı hizmet ve servislerde maliyetleri büyük ölçüde azalttıklarını görebiliriz.

Biyolojik: Son zamanlarda genetik alanındaki çalışmalar da hızlı bir artış göstermektedir. Gen dizileme, genleri aktif etme gibi çalışmaların artmasında ve maliyetinin azalmasında ilerlemeler kaydedildi. Örneğin tamamlanması 10 yıldan fazla süren İnsan Genom projesinin maliyeti 2,7 milyar dolar gerektirmişken, günümüzde bir genomun dizilimi birkaç saat içinde ve bin doların altında bir maliyetle çıkarılabiliyor. Bir diğer tarafta IBM’in Watson adlı süper bilgisayarı, kanser gibi hastalıkların, genetik verilerini tarayarak hastalara kişiselleştirilmiş tedaviler önermeye yardımcı oluyor.

Mega trendler soyut gibi görünse de son derece pratik uygulama ve gelişmelere yol açmaktadır. Dünya Ekonomik Forumu’nun Eylül 2015’te yayınladığı bir rapora göre gelecekteki dijital ve hiper dünyamızı biçimlendirecek 21 dönüm noktası bulunuyor.

2025 yılına kadar gerçekleşmesi beklenen ilk beş (yüzdesel olarak) dönüm noktası:

  • İnsanların yüzde 10’unun internete bağlanabilen elbiseler giymesi:  %91,2
  • İnsanların yüzde 90’ının sınırsız ve ücretsiz depolamaya sahip olması: %91,0
  • 1 trilyon sensörün internete bağlanması:                                              %89,2
  • Amerika’daki ilk robot eczacı:                                                                    %86,5
  • Okuma gözlüklerinin yüzde 10’unun internete bağlanması:              %85,5

Yazar: Baret Bektaşiyan

Kaynak: Dördüncü Sanayi Devrimi