Gelişen teknoloji ile birlikte yenilikçi ve yaratıcı ürünler hayatımızın hemen hemen bir çok alanında kendisine yer bulmasını sağladı. Bu ürünler  arasında gittikçe popüler olmaya başlayan giyilebilir teknoloji ürünleri gündelik hayatımız için önemli etken haline geldi. Peki bu giyilebilir teknoloji nedir? En basit hali ile giyilebilir teknoloji kullanıcıların giysilerine veya üzerimizde taşıdığımız herhangi bir nesne ile entegre olabilen insan bedeninde taşınan teknolojik cihazlar olarak tanımlanmaktadır. Özellikle akıllı saatler ve akıllı bileklikler sağlık ve spor alanında yapılan çalışmalar ile gündelik yaşantımızda daha çok ye edinmesini sağladı. Bu cihazların gelişim göstermesi hem tüketiciler hem de kurum ve kuruluşlar arasında hızla gelişmektedir. Tüketicinin gözünden baktığımızda yaşamı kolaylaştıran ve yaşam kalitesini arttıran ürünlerin çıkması pozitif yönde değerlendirilmektedir. Oysa ki hükümetler ve şirketler açısından değerlendirdiğimizde giyilebilir teknoloji ürünleri mahremiyet meselesinin ortaya çıkmasını sağlamaktadır. Sigorta şirketleri potansiyel müşterilerine uyguladıkları poliçe uygulamaları ile ilgili verdikleri bir öneri de gün içerisinde ne kadar uyuduklarını, egzersiz miktarını, adım sayısını, yenilen yemek miktarının kalori sayısını, ailedeki kalıtsal hastalıkları ve türde kişisel bilgileri içeren bir cihaz giymeyi kabul etmeyi ve bu türdeki bilgilerin sağlık şirketine göndermeyi kabulü sağlandığında andan itibaren sigorta primleri üzerinden indirim uygulamaları teklifi sunulmaktadır. Bu durum bizi daha sağlıklı yaşamaya motive edebileceği için hoş karşılamamız gereken bir düşünce olarak görülmeli midir, yoksa hükümet ve şirketler tarafından giderek daha müdahil olduğu yönünde bir yaşam için endişe edilmesi gereken bir durum mudur? Şu an için kişisel verilerin paylaşma meselesi bireyin kendi hür iradesi bağlıdır. Oysa ki bir şirkette sağlık verilerini sigorta şirketine rapor eden bir cihaz giymeyi zorlayan işveren çalışanlarına bu cihazı takmadıkları takdirde ücret kesintisine gideceğini belirtmesi daha öncesinde bilinçli olarak takmayı reddeden bireyleri tercih gibi görünen fakat gönüllü olarak takmak istemedikleri bir cihazı takmak durumunda bırakabilmektedir. Bu durum başka bir tartışmaya sebep olmaktadır. Yani şirket içerisinde çoğunluk kabul etmiş siz de durumu kabul etmeyen azınlıklar arasında yer alıyorsunuz toplum içerisinde yaşadığımız için belli normlara uyma zorunluluğunu da beraberinde getirmektedir.

John Locke on yedinci yüzyılın önemli düşünürlerindendir. Düşünce hürriyetini, insan eylemlerini akla göre düzenleyerek Avrupa’da yayılan Aydınlanma Çağı’nın öncüleri arasındadır. John Locke’ın ileri sürdüğü teoriye göre  “insan zihni doğuştan boş bir levhadır”.  (Tabula rasa) Daha sonrasında insan zihni deneyimler ile birlikte yaşamına yön vermektedir. Dolayısı ile teknolojinin meydana getirdiği mahremiyet ve toplumsal normlara uyma meselesi deneyimlerimiz ile birlikte çözüm bulacağını düşünüyorum.

Yazar: Ezgi Gençarslan

Kaynak: Dördüncü Sanayi Devrimi