Yazar: Ezgi Boztaş

Bu yazımda, sizlere Faruk Eczacıbaşı’nın “Daha Yeni Başlıyor” isimli kitabının “Esneklik” ve “Yeni Kapıların Yeni Bekçileri” adlı bölümlerini özetleyeceğim.

Esneklik

1989 yıllarında Faruk Eczacıbaşı’nın bilgisayar, internet ve teknoloji ile tanışma ve bu alanda çalışmaya başlamasıyla aslında Türkiye için çok büyük bir adım atışı var. Eczacıbaşı kuruluşlarında bili ve iletişim teknolojilerinin yönetimi görevini üstlendi. Bilgisayarların kapalı kapılar arkasında halkın anlayamayacağı bir düzen içerisinde genel geçer kullanılıyor olmasından ziyade kişisel bilgisayarların devreye girmesiyle bu algı ve davranış yıkıldı. ilk başta  Macİntosh ve Commodore  gibi markalar küçük ve basit programlarla kullanıcılara hizmet vermeye başladırlar.  Eczacıbaşı ilk kişisel bilgisayarını edindiğinde bugün ki kişisel bilgisayarlardan çok daha pahalı, büyük ve düşük kapasiteli olduklarından bahsediyor. O zamanlar şirkette yine kapalı kapılar arkasında duran IBM’in orta boy bilgisayarı AS400 şirkete zorla kabullendirildiğinden yeni bir girişim istenmiyordu. Yönetim yeni bilgisayarlara ve girişimlere sıcak bakmıyor Eczacı başı ise gençliğinden ve henüz olgunlaşıp kendini kanıtlayamamış bu yeni teknolojiden emin olamamaktan çekiniyordu. Fakat sonunda yeni model bilgisayarları şirket bünyesine katmayı başardı ve yeni ürünlerin verimlilik raporlarını çıkarmak için bu teknolojiden faydalanarak şirkette geleneksel yöntemlerle hazırlanan raporu kendisi çok hızlı ve de verimli olacak şekilde hazırladı. Bu başarı teknolojinin kullanımı konusunda tüm endişelerin ortadan kalmasına ve kabullenilmesine yol açtı. Sonuç olarak “Eczacıbaşı bilgi iletim “ 1988 yılında kuruldu. 1989 yılı da ise politik ve siyasi bazı etmenlerinde içinde bulunduğu nedenlerden ötürü aslında ilk adımı 1969 yılında atılmış olan ARPANET sistemi ile atılan üniversite ve savunma sanayi arasındaki ilişkinin geliştirilmesi amacıyla kurulan iletişim ağı onu takip eden ABD ileri savunma sanayi araştırma projesi 1983 yılında hayata geçirildi. Böylece dosya alıp gönderme elektronik posta ve uzaktan bağlanma teknolojileri de geliştirildi. 1989’da ise bahsettiğimiz siyasi amaç ortaya çıktı ve internet savunma sanayinin bünyesinden alınarak tamamen ticari kullanıma açıldı. Bu bölümde dikkatimi çeken bu bilgilerin ortak noktası teknolojiye güvensizlik ile başlayan ve geleneksel yöntemlere duyulan bağlılığın yanı sıra sağladığı kolaylıklarla birlikte kabulleniş evresi, dünyada ise çoktan başlamış olan teknoloji savaşlarıydı. İlerleyen sayfalarda teknolojide kat edilen yol ve Türkiye’de kurulan bilgi ve teknoloji kurumları hakkında verilen bilgiler ve yaşananlarında kökeninde aynı konular var.

Yeni Kapıların Yeni Bekçileri

İnternetin dünyada ve Türkiye’de yeni bir çağa yol açışına Soğuk Savaş’ın son dönemlerine, teknoloji atılımına, politik atılımların en önemli devresinin bitişine ve en önemlisi iletişim teknolojilerinin dönüm noktasına şahitlik eden Faruk Eczacıbaşı bu bölümde aslında Fintech teknolojisinde söz ediyor. Bu teknoloji atılımı ile Finansal teknoloji (FinTech), finansal hizmetlerin sunumunu ve kullanımını iyileştirmeyi ve otomatikleştirmeyi amaçlayan yeni teknolojiyi tanımlamak için kullanılır. Özünde FinTech, bilgisayarlarda ve gittikçe artan oranda telefonlarda kullanılan özelleştirilmiş yazılım ve algoritmaları kullanarak şirketlerin, işletme sahiplerinin ve tüketicilerin finansal işlemlerini, süreçlerini ve yaşamlarını daha iyi yönetmelerine yardımcı olmak için kullanılır. FinTech (Fintek) terimi “finansal teknoloji” kelimelerinin birleşimiyle oluşmuştur. Bahsedildiği gibi bu teknoloji parayı somutlaştırıyor ve doğrudan bir ağ sisteminin üstüne taşıyor. Eczacıbaşı internet çağı ile yetişip çağa ayak uyduran nesil ile kendi nesli arasında anlam karmaşalarının kaçınılmaz olacağını düşünüyor.

Bu anlam kargaşası en çok da derme çatma kurulan alt yapı ağları ve yeni teknolojilerin kurulumu ve kullanımı noktasında baş gösteriyor. Örneğin kitap da geçen  “ Geleceğin ufkunda çok yeni değişimlerin sinyalleri görülüyor. Yapay zeka, biyoteknoloji, nanoteknoloji, sanal gerçeklik gibi yeni kavramların arasına her yıl yenileri katılıyor” Sf 200.  Dahası blok zincirlerin finans sektörü üzerindeki yıkıcı etkisi gerçeği var. Tüm bunların yanında hızla gelişen teknoloji ile birlikte robotların insanların yerini alarak insanları işsiz bırakıyor olması endişe verici çünkü devreye giren her yeni robot 6 insanı işsiz bırakıyor. Bu bölümde dikkatimi çeken en önemli nokta ise “Bilgi ve İletişim” sektörünün en önemli danışmanlık şirketlerinden Gartner Consulting’in her yıl yayınladığı “moda eğrisi”(hype curve) oldu. Bu eğri yeni konseptlerin araştırma alanlarının ve piyasaya verilmiş öncü ürün ve hizmetlerin genel trendlerini bir eğri üzerinde gösterir. Bu eğri ilk adımda hızlı bir yükseliş yapar ve medyada ilgi uyandırır böylece araştırmalar için finansman bulunur. Eğri doyum noktasına ulaştığında ise sert bir inişe yönelir ve bu süreçte yeni ürünlerin zayıf yönleri güçlendirilir. Böylece eğri biraz daha yükseltilir ve gittikçe düzleşir. Artık ürün pazarda yerini bulmuştur.  Tabi bu süreç ürün ve çalışmalara göre farklı performanslarda sergileyebilir. Bu tip küreselleşme hareketleri avantajlar getirdiği gibi bazı çıkmazlara da neden oldu. Son otuz yılda küreselleşme bir milyarı aşkın insanı yoksulluktan kurtarmış olsa da gelir adaletsizliklerine yol açtı. Amerikan ekonomist Branko Milanovic  “fil eğrisi” adını verdiği eğri ile dünyadaki farklı gelir basamaklarını ve artış azalışlarını ortaya koydu. Fil eğrisi adını vermiş olmasının sebebi ise eğrinin noktaları birleştirildiğinde bir fili andırmasıdır. Yapay zeka teknolojilerinin hayatımıza girişinden bahsetmiştik kitapta belirtildiği gibi İngiltere’de mevcut ilerin yüzde otuzun, Almanya’da otuz beşi ve ABD’de ise kırkı robotlaşma ve otomasyon ile 2030 yılında tehdit altında olacak.  Altıncı bölümde beni ve aslında geçtiğimiz çeyrek yüzyılda dünyayı etkisi altına alan bu bilgiler her geçen gün inanılmaz bir hızla gelişmeye devam ediyor. İzlediğim bir tartışma programında sunucunun bir teknoloji uzmanına ya da nasıl anılır bilmiyorum sizin de dediğiniz gibi mesleklerin ana dalı diye bir kalmadı artık her geçen gün yeni meslekler doğuyor, o yeni mesleklerden biriydi sanırım; biri gün kendi ürettiğimiz teknoloji gerçek manada bizleri yönetebilir mi robotlar gün geldiğinde kendi insanlığını kurabilir mi sorusu geldi aklıma. Yalnızca teknoloji gelişimi noktasında değil onu kontrol noktasında da çalışmalar yapmamız gerektiği kanısına vardım.

Kaynak: Daha Yeni Başlıyor / Faruk Eczacıbaşı